Netice olarak, yıllar süren araştırma ve mukayeselerim sonunda şunu söyleyebili-rim ki; kâinatı olduğu gibi gören, îman vakasını olduğu gibi aksettiren, Kur’an’ı Peygamberimizin murad ettiği gibi tefsir eden, modern insana musallat olmuş son derece tehlikeli ve gerçek hastalıkları teşhis ederek çare sunan, kendi kendine yeterli ve şümûllü yegâne İslami eser, Risale-i Nur’dur. Kur’an’ın nuruyla kâinatı aydınlatan Risale-i Nur gibi bir eser görmezlikten gelinemez. Çünkü çağdaş insanı karşı karşıya bulunduğu felâketten kurtaracak olan yanlız İslâmdır; İslâm’ın geleceği ise, Risale-i Nur’a ve ona uyan ve ondan ilham alanlara bağlıdır. |
|
|
Bizlerin adalet kavramı algılayışları, büyük oranda, Aydınlanma projesinin ahlakî kavramları ve onları ifade eden dili yeniden kurgulayışının varisleri olan modernitenin çocukları olarak yaşadığımız tecrübelerle şekillenmiştir. |
Bizlerin adalet kavramı algılayışları, büyük oranda, Aydınlanma projesinin ahlakî kavramları ve onları ifade eden dili yeniden kurgulayışının varisleri olan modernitenin çocukları olarak yaşadığımız tecrübelerle şekillenmiştir. |
Bizlerin adalet kavramı algılayışları, büyük oranda, Aydınlanma projesinin ahlakî kavramları ve onları ifade eden dili yeniden kurgulayışının varisleri olan modernitenin çocukları olarak yaşadığımız tecrübelerle şekillenmiştir. |
I have also heard the Risale-i Nur described as revolutionary, and with this I agree. But I am not talking about revolution in the political sense of the word. There is no mention of this in the Risale-i Nur, although I am sure that had Bediuzzaman advocated the violent overthrow of all secular governments, the Risale-i Nur would be required reading in every Western university, and Bediuzzaman would be a household name in the West. |