23 Temmuz 1997, Çarşamba 


Haşirde bütün zevi'l ervâhın ihyâsı, mevtâlûd bir nevm ile kışta uyuşmuş bir sineğin baharda ihyâ ve inşasından, Kudrete daha ağır olamaz. Zîrâ, Kudret-i Ezeliye zâtiyedir; tagayyür edemez, acz tahallül edemez, avâik tedâhül edemez. Onda merâtib olamaz; her şey Ona nisbeten birdir. 
Bediüzzaman Said Nursi 
"Hakikat Çekirdekleri", Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, sayfa: 452, Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994
 
 
 

İkinci Söz

Îmanda ne kadar büyük bir saadet ve nîmet ve ne kadar büyük bir lezzet ve rahat bulunduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak,dinle. 

Bir vakit, iki adam hem keyif, hem ticaret için seyahate giderler. Biri hodbîn,tâli'siz bir tarafa; diğeri hudâbîn, bahtiyar diğer tarafa sülûk eder, giderler. Hodbîn adam hem hodgâm, hem hodendiş, hem bedbîn olduğundan; bedbînlik cezası olarak, nazarında pek fenâ bir memlekete düşer. Bakar ki, her yerde âciz bîçareler zorba, müthiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar. Bütün gezdiği yerlerde böyle hazîn, elîm bir hâli görür. Bütün memleket bir mâtemhâne-i umûmi şeklini almış. Kendisi şu elîm ve muzlim hâleti hissetmemek için ... 



  

Risâle-i Nur nedir ?

"Hz. Mevlâna benim zamanımda gelseydi, Risâle-i Nur'u; ben onun zamanında gelseydim Mesnevî'yi yazardım. Onun hizmeti Mesnevî tarzındaydı, şimdi ise Risâle-i Nur tarzındadır." 

Bediüzzaman Said Nursî'ye ait olan bu söz, onun hayatının en büyük meyvesi olan Risâle-i Nur külliyatının niçin telif edildiğini ve hangi ihtiyaçlara cevap verdiğini özlü bir şekilde ifade etmektedir. Çağımızın özelliklerini tahlil ve mânevî hastalıklarını teşhis eden Bediüzzaman, "Zaman imanı kurtarmak zamanıdır" formulü çerçevesinde kaleme aldığı Risâle-i Nur'la, bu zamanın manevi ihtiyaçlarına tatminkâr cevaplar veren bir iman hazinesini ortaya koymuştur. 

Neden zaman imanı kurtarmak zamanıdır? 

Çünkü çağımızda iman... 



Bediüzzaman ve Risale-i Nur hakkında Ne Dediler 

Bediüzzaman'ın değişime yönelik kelâmî ve tecdidî (yenilikçi) metodu sadece muayyen bir zamanla bağlantılı, muayyen müşkilleri çözümlemeye dönük dönemlik bir metod değildir. Şüphesiz bu şumûllü metod, asrın diliyle, asrın hayat tarzıyla ve bu cahiliyet asrında cereyan eden asrın mücadeleleriyle uyumlu, İslâm ümmetinin hareket tarzı üzerine gayet esaslı bir tavan teşkil etmektedir. 

Prof. Dr. Muhsin Abdülhamid 

"Modern Asrın Kelâm Alimi," 3. Uluslarası Bediüzzaman Sempozyumu, sayfa: 741, Yeni 
Asya Yayınları, İstanbul, 1996.

 
Cevşenden Dualar 

Allahım

Senin isimlerinle Sana münacatımı arz ediyor ve onların şefaatine Sana niyaz ediyorum. 

Yâ Rahmân
Ey şevkat ve merhametinin eserleri kâinatı dolduran ve Cennet Onun isminin bir cilvesi, saâdet-i ebediye bir lem'ası ve dünyadakü bütün rızık ve nimetler bir katresi olan Rahmân
 

Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et. 

Ümit Şimşek, Risâle-i Nur Işığında Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992  

Nefis Muhasebesi, Zübeyir Gündüzalp  

Fenalık ve iftiralara ne kadar fecî bir surette maruz kalınırsa kalınsın, mukabele-i bilmisil etmemek, tevbe ve istiğfara devam etmek, sabır ve tahammüle çalışmak, öyle hâdiselerden ibret ve ders almak, mütecaviz ve müfterilerle uğraşmamak, yüksek bir ahlâk ve kemâlâtın şiarındandır. Enbiyalar, velîler, sulehalar ahlâkı ile ahlâklanmaktır.  

Zübeyr Gündüzalp, Nefis Muhasebesi, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996