
Birinci
Söz
Bismillâh her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim!
Şu mübârek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudâtın lisân-ı hâliyle
vird-i zebânıdır. Bismillâh ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez
bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikayeciğe bak, dinle.
Şöyle ki:
Bedevî Arap çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabîle reisinin
ismini alsın ve himâyesine girsin. Tâ şakîlerin şerrinden kurtulup, hâcâtını
tedarik edebilsin. Yoksa, tek başıyla hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı
perişan olacaktır.
İşte böyle bir seyahat için iki adam sahrâya çıkıp gidiyorlar. Onlardan
birisi mütevâzi idi, diğeri ...
Bakara
Sûresi, 2:60
Meâli:
60.Yine hatırlayın ki, Mûsâ kavmi için su aradığında, Biz de ona
"Asânı taşa vur" demiştik. Asâsını vurduğu yerden on iki pınar fışkırdı.
Böylece her kabile kendi su alacağı yeri bilmiş oldu. "Allah'ın verdiği
rızıktan yiyin ve için; fakat bozgunculuk yaparak yeryüzünü fesâda vermeyin"
dedik.
"Kur'an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali", İsmail Mutlu ve Şaban
Döğen, sayfa:8, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1997.
Risale-i Nur'da geçen yerler:
...
Günümüzde Kur'an'ın mucizeliği konusunda eser yazanların büyük bir kısmı
Bediüzzaman'ın konuyla ilgili yazdıklarından haberdar değildir. Oysa Bediüzzaman,
Kur'an'ın mucizeliği konusunda, nev'i şahsına münhasır ve cidden ilgi ve
araştırmaya değer bir metod takip etmiştir. İ'caz konusunda sözlerinin
bir eşi daha yoktur. Kendisi kapkaranlık bir ortamda doğmuş, bunlara meydan
okumuştur.
Doç. Dr. Ziyad ed Değâmin "Bediüzzaman
Said Nursî'ye Göre Kur'ân'ın İ'câzını Açıklama Metodu", 3. Uluslarası Bediüzzaman
Sempozyumu, sayfa: 50, Yeni Asya Yayınları, İstanbul, 1996. |
Allahım,
Senin isimlerinle Sana münacatımı arz ediyor ve onların şefaatine Sana
niyaz ediyorum.
Ey günahkâr kullarına onca isyanlarına rağmen tevbe ve ricâ kapısını
açık bırakıp onları rahmet ve keremiyle rızıklandırmaya devam eden Halîm,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risâle-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992
Kendisinin bir rey ve fikir sahibi olduğu gururuna kapılan, asıl
rey, tedbir ve vazife sahibi kimseleri kötüleyen, fakat kendisine toz kondurmayan
bir kimse, "Herkes için birer kusur buluyorum; acaba kusursuz bir ben mi
kaldım? Onlar benim aklımın ermediğini yakînen biliyorlar da, tehevvüre
kalkışıp veya o sözü içime atıp nefsimin, arkadaşlarımın kusurunu veya
aslında kusur olmayıp ta benim kusur görmek ve başkalarına nakletmek hususunda
zorlatıcı bir kuvvet haline gelmemesi için, benim yüzüme vurmamak edep
ve hayasına mı riâyet ediyorlar?" diye mülâhaza yapılsa, bir zararı bin
zarara çıkaran dedikoculuktan kurtulunması mümkün olur.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996
|