
İkinci
Söz
Îmanda ne kadar büyük bir saadet ve nîmet ve ne kadar büyük bir lezzet
ve rahat bulunduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak,dinle.
Bir vakit, iki adam hem keyif, hem ticaret için seyahate giderler. Biri
hodbîn, tâli'siz bir tarafa; diğeri hudâbîn, bahtiyar diğer tarafa sülûk
eder, giderler. Hodbîn adam hem hodgâm, hem hodendiş, hem bedbîn olduğundan;
bedbînlik cezası olarak, nazarında pek fenâ bir memlekete düşer. Bakar
ki, her yerde âciz bîçareler zorba, müthiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından
vâveylâ ediyorlar. Bütün gezdiği yerlerde böyle hazîn, elîm bir hâli görür.
Bütün memleket bir mâtemhâne-i umûmi şeklini almış. Kendisi şu elîm ve
muzlim hâleti hissetmemek için sarhoşluktan başka çare bulamaz. Çünkü herkes
ona düşman ve ecnebî görünüyor. Ve ortalıkta dahi müthiş cenazeleri ve
me'yusâne ağlayan yetimleri görür. Vicdânı azap içinde kalır.
Diğeri hudâbîn, hudâperest ve hakendiş, güzel ahlâklı idi ki, nazarında
pek güzel bir memlekete düştü. İşte bu iyi adam, ...
Enbiya
Suresi, 21:69
Meâli:
-
69."Ey ateş" dedik. "İbrahim için serin ve selametli ol."
"Kur'an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali", İsmail Mutlu ve Şaban
Döğen, sayfa:326, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1997.
Risale-i Nur'da geçen yerler:
...
...Bediüzzaman, her ne kadar manzum olarak kelâm serdetmese de bir şairdir.
Hatta Bediüzzaman şair bir nefis, ince bir ruh, müştak bir kalp, ince ve
narin bir vicdan sahibidir. Büyük şair olma sıfatlarının hepsine sahiptir.
Ancak o, şiir söylememiştir. Yani o, tıpkı şairlerin nazım olarak yazdıkları
gibi manzum ifadeler kullanmamıştır. Ancak Mesnevî isimli eserinde söyledikleri
nesr üslubunun ayırdedici özelliklerini, şekil ve kalıp olarak bir takım
vasıflarını taşıyor olsa bile, şairane bir ruha sahiptir. Fikirlerindeki
derinlik, manalardaki inceliğin yanısıra kulağa ve ruha hoş gelen ifadeler
yüklüdür.
Dr. Hasan el-Emrani, "Mesnevi-i
Nuriye Metinlerinin Poetik Yönü", 3. Uluslarası Bediüzzaman Sempozyumu,
sayfa: 701, Yeni Asya Yayınları, İstanbul, 1996.
|
Allahım,
Senin isimlerinle Sana münacatımı arz ediyor ve onların şefaatine Sana
niyaz ediyorum.
Ey bütün mevcûdâtı bütün ahvâliyle kabza-i rubûbiyetinde tutan ve hudutsuz
sıfat ve isimlerin tecelliyâtı zerreden Arş-ı Âzama kadar her şeyi şe'niyle
ihâta eden Azîm,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risâle-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992
İyi olmanızı istiyorsanız evvelâ kötülüğünüze inanınız, kusurlardan
kurtulmak istiyorsanız evvelâ kendi kusurunuzu görüp, kendinizi kusursuz
zannederken, kusurlu olduğunuzu müşahede ediniz.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996
|