29 Temmuz 1997, Salı 

Mahall-i taallûk-u Kudret olan herşeydeki melekûtiyet ciheti şeffaftır, nezihtir. 
 
Bediüzzaman Said Nursi 
"Hakikat Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:453,  Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994
 
 
 
 
 

Beşinci Söz 

Namaz kılmak ve büyük günahları işlememek, ne derece hakiki bir vazife-i insaniye ve ne kadar fıtrî, münâsip bir netice-i hilkat-i beşeriye olduğunu görmek istersen; şu temsili hikayeciğe bak, dinle: 

Seferberlikte, bir taburda, biri muallem vazifeperver, diğeri acemi nefisperver iki asker beraber bulunuyordu. Vazifeperver nefer, talime ve cihâda dikkat eder, erzak ve tâyinâtını hiç düşünmezdi. Çünkü anlamış ki, onu beslemek ve cihazatını vermek, hasta olsa tedavi etmek, hatta indelhâce lokmayı ağzına koymaya kadar devletin vazifesidir. Ve onun asıl vazifesi tâlim ve cihaddır. Fakat, bazı erzak ve cihazat işlerinde işler: Kazan kaynatır, karavanayı yıkar, getirir... 

Ona sorulsa, "Ne yapıyorsun?" 

"Devletin angaryasını çekiyorum" der. Demiyor, "Nafakam için çalışıyorum." 

Diğer şikemperver ve acemi nefer ise ... 



 
 

Bakara Suresi , 2:3 
 
 Meâli:

    3. O takvâ sahipleri ki, görmedikleri halde Allah'a ve O'nun bildirdiklerine îmân ederler, namazı dos doğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda bağışta bulunurlar.
"Kur'an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali", İsmail Mutlu ve Şaban Döğen, sayfa:326, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1997. 

Risale-i Nur'da geçen yerler: ... 
 


Bediüzzaman ve Risale-i Nur hakkında Ne Dediler 

Onun (Risale-i Nurların) Anadolu'da okumamış insandan aydın insana kadar büyük bir kitleyi yeniden İslam kültürü ve inancıyla eğittiğini, adeta, Anadolu'da yeni bir kültür akımı doğurduğunu ve bir kültür savaşına giriştiğini görmemek mümkün değildir. 

Sezai Karakoç, İslamın Dirilişi, sayfa: 32.  

Cevşenden Dualar 

Allahım

Senin isimlerinle Sana münacatımı arz ediyor ve onların şefaatine Sana niyaz ediyorum. 
  
Yâ Kadîm 
Ey ezelden beri zât ve sıfât ve esmâsıyla var olan ve hâdis ve gelip geçici mevcûdâta müşâbehetten hadsiz derecede münezzeh ve mukaddes bulunan Kadîm

Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et. 

Ümit Şimşek, Risâle-i Nur Işığında Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992  

Nefis Muhasebesi, Zübeyir Gündüzalp  

Kusurlu, hatalı bir arkadaşınızın yanlışlarını yumuşaklıkla, hürmet ve tevâzu ile yalnız ona söyleyiniz. Kabullenmezse dahi, ikinci bir kimseye onun hakkında gıybet etmeyiniz. Birisinin kusurunu, kusuru düzelteceğim diye etrafa yaymak, şahsî kin, garaz, nefsin karışması gibi hallerin zorlamasının neticesidir. Veyahut fayda veriyorum zannıyla zararların üremesine sebep olan bir safdillik ve bilememezliktir. Başkalara yaymak değil, dâima ve dâima ona söylemektir. Söylerken de "Acaba, hakîkaten ve bizzat nefsü'l-emirde hata mıdır? Yoksa benim fikrime, görüşüme göre mi hatalıdır?" diye insan kendini murakebe etmelidir. 

Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996