İki
Ömer'in Öğrettiği
İslam'ın fıtrat hamurunu nasıl yoğurup pişirdiğinin en eşsiz örneklerinden
biridir Hz. Ömer. İslam'dan önceki Ömer ile İslam'dan sonraki Ömer arasındaki
fark, bindörtyüz yıldır anlatılmakta; İslam'ın insanı nereden nereye ulaştırdığının
en açık misali olarak nazarlara sunulmaktadır.
Malumdur; Ömer, cahiliye adetlerinin en sıkı savunucularından biridir.
O dönemde kızını diri diri toprağa gömmeyi bile becerebilmiştir. Fakat,
aynı Ömer, İslam'dan sonra haksız yere hiçbir cana kıyamayacak, bir karıncanın
ayağını dahi kıramayacak derecede hassasiyet kazanmış; ve "halifeti Rasullullah"
olarak şereflendiği hilafeti sırasında adaletiyle nam kazanmıştır. "Dicle
kenarındaki bir kuzunun ayağı incinse, adl-i İlâhî onu Ömer'den sorar"
sözü, bir zamanlar kızını diri diri gömen bir insanın, İslam'ın talim ve
terbiyesiyle, değil yalnız insanlara, sair mahlukata karşı da nasıl bir
sorumluluk hissiyle yüklü olduğunun açık bir delilidir.
İşte Hz. Ömer'in...
Nurcuların
Kasîdesi
Annem beni yetiştirdi, bu hizmete yolladı.
Teslim etti Risâleyi, Allah'a ısmarladı.
Boş oturma çalış dedi, hizmet eyle vatana,
Sütüm sana helâl etmem, çalışmassan Kur'ana.
Yazdığımız Risâledir, okuyoruz Kur'an'ı,
Biz nurların yardımıyla...
Üniversitede iken Risale-i Nur tercümelerini tanıdım. Allah'ın lütfu
ile, bu eserleri okuduğumda, tercümesinden Kuran-ı Kerim okumaya başladığımda,
herşeyin daha bir tutarlılık kazandığını gördüm. Ben, dinsiz maziye sahip
bir batılı olarak, kainatın Yaratıcısını Bediüzzaman'ın eserlerinden öğrendim.
Meryem Weld
Köprü, sayfa: 3, Kış 1995. |
Allahım,
Senin isimlerinle Sana münacatımı arz ediyor ve onların şefaatine Sana
niyaz ediyorum.
Ey zât ve sıfât ve esmâsında kaim ve bâkî olan, kıyâm ve bekası için
hiçbir sebebe hiçbir vecihle muhtaç bulunmayan ve zevâl ve fenâ şüphesinden
nihâyet derecede münezzeh olan Mukîm,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risâle-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992
Hiddetle, heyecanla konuşmanıza asla îtimad etmeyiniz. Zira nefis ve
şahsî hissiyat karışır. Yapacağım derken parçalarsınız. Hem de kendinizi
parçalamış olursunuz. Çok defa kendisini tenkîd etmek kâmilliğine erişememiş,
yakın akraba veya mesâi arkadaşlarını tenkid etmeye alışanlarla bir yerde
oturmayınız. Onu dinleye dinleye siz de münekkid ve yıkıcı bir ahlâk sahibi
olursunuz.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996
|