30 Temmuz 1997, Çarşamba 

Âlem-i şehâdet, avâlimü'l-guyûb üstünde tenteneli bir perdedir. 
 

Bediüzzaman Said Nursî 
"Hakikat Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:453,  Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994
 
 
 
 
ayna 

İki Ömer'in Öğrettiği 

İslam'ın fıtrat hamurunu nasıl yoğurup pişirdiğinin en eşsiz örneklerinden biridir Hz. Ömer. İslam'dan önceki Ömer ile İslam'dan sonraki Ömer arasındaki fark, bindörtyüz yıldır anlatılmakta; İslam'ın insanı nereden nereye ulaştırdığının en açık misali olarak nazarlara sunulmaktadır. 

Malumdur; Ömer, cahiliye adetlerinin en sıkı savunucularından biridir. O dönemde kızını diri diri toprağa gömmeyi bile becerebilmiştir. Fakat, aynı Ömer, İslam'dan sonra haksız yere hiçbir cana kıyamayacak, bir karıncanın ayağını dahi kıramayacak derecede hassasiyet kazanmış; ve "halifeti Rasullullah" olarak şereflendiği hilafeti sırasında adaletiyle nam kazanmıştır. "Dicle kenarındaki bir kuzunun ayağı incinse, adl-i İlâhî onu Ömer'den sorar" sözü, bir zamanlar kızını diri diri gömen bir insanın, İslam'ın talim ve terbiyesiyle, değil yalnız insanlara, sair mahlukata karşı da nasıl bir sorumluluk hissiyle yüklü olduğunun açık bir delilidir. 

İşte Hz. Ömer'in... 


siir kosesi 
 

Nurcuların Kasîdesi
 
Annem beni yetiştirdi, bu hizmete yolladı.
Teslim etti Risâleyi, Allah'a ısmarladı.
Boş oturma çalış dedi, hizmet eyle vatana,
Sütüm sana helâl etmem, çalışmassan Kur'ana.
 
Yazdığımız Risâledir, okuyoruz Kur'an'ı,
Biz nurların yardımıyla...
 


Bediüzzaman ve Risale-i Nur hakkında Ne Dediler 

Üniversitede iken Risale-i Nur tercümelerini tanıdım. Allah'ın lütfu ile, bu eserleri okuduğumda, tercümesinden Kuran-ı Kerim okumaya başladığımda, herşeyin daha bir tutarlılık kazandığını gördüm. Ben, dinsiz maziye sahip bir batılı olarak, kainatın Yaratıcısını Bediüzzaman'ın eserlerinden öğrendim. 

Meryem Weld 
Köprü, sayfa: 3, Kış 1995.   

Cevşenden Dualar 

Allahım

Senin isimlerinle Sana münacatımı arz ediyor ve onların şefaatine Sana niyaz ediyorum. 
  
Yâ Mukîm 
Ey zât ve sıfât ve esmâsında kaim ve bâkî olan, kıyâm ve bekası için hiçbir sebebe hiçbir vecihle muhtaç bulunmayan ve zevâl ve fenâ şüphesinden nihâyet derecede münezzeh olan Mukîm

Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et. 

Ümit Şimşek, Risâle-i Nur Işığında Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992  

Nefis Muhasebesi, Zübeyir Gündüzalp  

Hiddetle, heyecanla konuşmanıza asla îtimad etmeyiniz. Zira nefis ve şahsî hissiyat karışır. Yapacağım derken parçalarsınız. Hem de kendinizi parçalamış olursunuz. Çok defa kendisini tenkîd etmek kâmilliğine erişememiş, yakın akraba veya mesâi arkadaşlarını tenkid etmeye alışanlarla bir yerde oturmayınız. Onu dinleye dinleye siz de münekkid ve yıkıcı bir ahlâk sahibi olursunuz. 
 

Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996