2 Ağustos 1997, Cumartesi 


Tabiat, misâlî bir matbahadır, tâbi değil; nakıştır, nakkaş değil; kabildir, fâil değil; mistardır, masdar değil; nizamdır, nâzım değil; kânundur, kudret değil; şeriat-ı irâdiyedir, hakîkat-ı hâriciye değil.  
Bediüzzaman Said Nursi 
"Hakikat Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:453,  Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994
 
 
 
 

sozler 

İkinci Söz

Îmanda ne kadar büyük bir saadet ve nîmet ve ne kadar büyük bir lezzet ve rahat bulunduğunu anlamak istersen,şu temsilî hikâyeciğe bak,dinle. 

Bir vakit, iki adam hem keyif, hem ticaret için seyahate giderler. Biri hodbîn,tâli'siz bir tarafa; diğeri hudâbîn, bahtiyar diğer tarafa sülûk eder, giderler. Hodbîn adam hem hodgâm, hem hodendiş, hem bedbîn olduğundan; bedbînlik cezası olarak, nazarında pek fenâ bir memlekete düşer. Bakar ki, her yerde âciz bîçareler zorba, müthiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar. Bütün gezdiği yerlerde böyle hazîn, elîm bir hâli görür. Bütün memleket bir mâtemhâne-i umûmi şeklini almış. Kendisi şu elîm ve muzlim hâleti hissetmemek için sarhoşluktan başka çare bulamaz. Çünkü herkes ona düşman ve ecnebî görünüyor. Ve ortalıkta dahi müthiş cenazeleri ve me'yusâne ağlayan yetimleri görür. Vicdânı azap içinde kalır. 

Diğeri hudâbîn, hudâperest ve hakendiş, güzel ahlâklı idi ki, nazarında pek güzel bir memlekete düştü. İşte bu iyi adam, girdiği memlekette bir umûmi şenlik görüyor. Her tarafta bir sürur, bir şehrâyin, bir cezbe ve neşe içinde zikirhâneler… Herkes ona dost ve akrabâ görünür. Bütün memlekette yaşasınlar ve teşekkürler ile bir terhisât-ı umûmiye şenliği görüyor. Hem tekbir ve tehlîl ile mesrurâne ahz-ı asker için bir davul, bir mûsıkî sesi işitiyor. Evvelki bedbahtın hem kendi,... 


bir ayet 
 

 Bakara Sûresi, 2:3
Meâli:
    3. Onlar (Allah'tan korkanlar) görmedikleri (Allah, peygamberler, melekler, kıyamet günü, Cennet, cehennem gibi) gerçeklere inanırlar; namazı kılarlar ve kendilerine verdiğimiz maldan yerli yerince harcamada bulunurlar.
    Abdullah Aydın, Kur'an-ı Kerim ve Meali Celilesi, sayfa:3, Aydın Yayınevi, İstanbul.
Risale-i Nur'da geçen yerler:
...
 


Bediüzzaman ve Risale-i Nur hakkında Ne Dediler 

Direkt Kur'an kaynaklı ve onun himayesinde olan böyle bir eser  manzumesinin (Risâle-i Nurlar) ise insanî kainat yorumlarından etkilenmesi düşünülemez. 
Hakan Yalman 

Hakan Yalman, "Risâle-i Nur pozitivizm", Köprü, No: 49,  Kış 1994. 

 

 
Cevşenden Dualar 

 
Ya mucibet daavat  Ey lisân-ı hal ve kal ile edilen bütün dualara nihayetsiz rahmet ve kudretiyle ve nihayetsiz hikmetinin muktezâsınca icâbet eden Mücîb-i Rahîm

Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et. 

Ümit Şimşek, Risale-ı Nur Işığında  Cevşen Meali, Zafer Yayınları, Istanbul, 1992  

Nefis Muhasebesi, Zübeyir Gündüzalp  

Dedikodu ile, arkadan çekiştirmekle mesele halletmeye çalışmak, ya safdillik, ya şuur altı veya şuur üstü garaz ve muhalefet nişanıdır. Veya canı incitilmişin intikam kokusudur. 
 
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996