4 Ağustos 1997, Pazartesi 


 
Kelime-i Şehâdetin iki kelamı birbirine şâhittir. Birincisi ikincisine bürhan-ı limmîdir; ikincisi birincisine bürhan-ı innîdir.
Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman Said Nursi, "Hakikat Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:454,  Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994
 
 
 
 

sozler 

Birinci Söz
Bismillâh her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim! Şu mübârek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudâtın lisân-ı hâliyle vird-i zebânıdır. Bismillâh ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikayeciğe bak, dinle. Şöyle ki: 

Bedevî Arap çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabîle reisinin ismini alsın ve himâyesine girsin. Tâ şakîlerin şerrinden kurtulup, hâcâtını tedarik edebilsin. Yoksa, tek başıyla hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı perişan olacaktır. 

İşte böyle bir seyahat için iki adam sahrâya çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi mütevâzi idi, diğeri mağrur. Mütevâzii, bir reisin ismini aldı; mağrur almadı. Alanı her yerde selâmetle gezdi. Bir kâtiu-t-tarîka rast gelse, der: "Ben filân reisin ismiyle gezerim." Şakî def olur, ilişemez. Bir çadıra girse, o nâm ile hürmet görür. öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belâlar çeker ki, tarif edilmez. Dâimâ titrer, dâimâ dilencilik ederdi. Hem zelîl, hem rezil oldu. 

İşte ey mağrur nefsim! Sen o seyyahsın. Şu dünya ise... 


 
 
 Kevser Kime Verilir?  

Kur'an ayetlerini okurken, insan ifadelerdeki netliği ve kısalığı kolaylıkla farkeder. Alemlerin Rabbi, o alemler içinde yarattığı, idrak ve şuur verdiği kullarına konuşmakta; o kulların neyi ne kadar anlayacağını koca bir kainatın işaret ettiği sonsuz ilmiyle bildiği için, fazladan tek bir kelime bile sarfetmemektedir. İnsanın belirsiz veya genel kaldığında saptırmaya yöneleceği emirler yüklü ayetlerde herşey bir belirsizliğe konu olmayacak şekilde ayrıntılarıyla anlatılırken, çoğu Kur'an ayeti kısadır. Kısalığıyla birlikte yarım, eksik ve miphem değil; açık ve nettir. Nokta kadarcık bir incir çekirdeğine koca bir ağacın proğramını yazan, o kısacık ifadelere de dağ gibi manalar yükler. O kısacık ifadeler, bize ondört asırdır yeniden yeniye keşfedilen sayısız manalar ve hikmetler sunar. 

Bu, böyledir.  Kevser Suresi'ni okurken... 

 


Bediüzzaman ve Risale-i Nur hakkında Ne Dediler 

Bunca zaman geçmesine rağmen Bediüzzaman'ın ne "bilgi"li aydın kesimimiz, ne de "hikmet"li "ilim" kesimimiz tarafından anlaşılamaması, aydınımızın Batı'yı bilmemesi ve Bediüzzaman gibi onlarca son derece "marjinal" birine kafa yormanın lüks sayılması; "hikmet"li kesimimizin ise bu tip konularla ilgilenmeye henüz yeni başlamasına bağlanabilir. Özellikle "hikmet"li kesimimizin Hegel ve Weber gibi Batı'lı dehalarla ilgilenmeye başlaması zorunlu olarak Bediüzzaman'ı da gündemlerine almalarını sağlayacaktır. 

Doç. Dr. Bünyamin Duran, "İman Safhasından Şeriat Safhasına; Ya da Esnaf İslamından Seçkinci (Müçtehid) İslamına," Köprü, sayfa: 40,  Kış 1995. 

 

 
Cevşenden Dualar 

 
Ya rafiat deracat  Ey kemâlât-ı kibriyâsı mümkün ve mutasavver bütün mertebelerin üzerinde bulunan ve mahlûkatı mektûbat-ı Samedâniye ve memurîn-i İlâhiye mertebelerine çıkaran ve îman ve itaatle Ona intisab edenleri a'lâ-yı illiyîne yükseltip fazl ve keremiyle ulvî derecelere mazhar eden Fâtır-ı Hakîm

Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et. 

Ümit Şimşek, Risale-ı Nur Işığında  Cevşen Meali, Zafer Yayınları, Istanbul, 1992  

Nefis Muhasebesi, Zübeyir Gündüzalp  

Nefsinden gelen sözün samimiyet olduğuna inat edenden korkulur. Bunlardan kendinizi koruyunuz. Kendiniz, aynı bilmemezliğe düşmemek için düşününüz. Nefsin desiselerini beyan eden eserleri kendinize hitab ederek okuyunuz. 

 
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996