9 Ağustos 1997, Cumartesi 

 Ruh, bir kanun-u zîvücud-u haricidir, bir namus-u zîiuurdur. Sabit ve daim fıtrî kanunlar gibi, ruh dahi âlem-i emirden, sıfat-ı iradeden gelmiş. Kudret ona vücud-u hissî giydirmiştir; bir seyyâle-i latîfeyi o cevhere sadef etmiştir. Mevcud ruh, mâkul kânunun kardeşidir; ikisi, hme dâimi, hem âlem-i emirden gelmişlerdir. Şayet, nevilerdeki kanunlara Kudret-i Ezeliye bir vücud-u hâricî giydirseydi, ruh olurdu; eğer ruh, şuuru başından indirse, yine lâyemut bir kanun olurdu.
Bediüzzaman Said Nursi
 
Bediüzzaman Said Nursi, "Hakikat Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:454,  Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994
 
 
 
sozler 
Beşinci Söz
 

Namaz kılmak ve büyük günahları işlememek, ne derece hakiki bir vazife-i insaniye ve ne kadar fıtrî, münâsip bir netice-i hilkat-i beşeriye olduğunu görmek istersen; şu temsili hikayeciğe bak, dinle: 

Seferberlikte, bir taburda, biri muallem vazifeperver, diğeri acemi nefisperver iki asker beraber bulunuyordu. Vazifeperver nefer, talime ve cihâda dikkat eder, erzak ve tâyinâtını hiç düşünmezdi. Çünkü anlamış ki, onu beslemek ve cihazatını vermek, hasta olsa tedavi etmek, hatta indelhâce lokmayı ağzına koymaya kadar devletin vazifesidir. Ve onun asıl vazifesi   ... 


Ayna 
 
 Kız Çocuğu Ölümleri  

Kur'ân-ı Hakîmin en ziyade rikkatime dokunan âyetlerinden biri, Tekvîr sûresinin 8. ve 9. ayetleridir. Gerek ifade tarzı, gerek ifade edildiği yer itibariyle eşsiz bir belagat incisi olan bu ayetlerin her okunuşunda yüreğimde, sorumluluklarımızı hatıra getiren ince bir sızı hissederim. 

Tekvir sûresi adından da anlaşılacağı gibi, Kıyamet tasvirleriyle yüklü, celâl ve kahr vurgusunun ağır bastığı bir sûredir. Kadîr-i Mutlak olan Rabbimizin kıyamet günü güneşi dürüp ışıksız bırakmasını tasvir ile başlar; ve aynı derecede azametli başka şeylerin zikriyle devam eder; yıldızların düşüp sönmesi, dağların yürümesi, tüm canlıların bir yere toplanması, denizlerin kaynayıp kabarması... Derken bu celâl ve kahr yüklü tasvirlerin ihtizaza getirdiği şevkat dolu kalblere, cemal yüklü ama celâl yüklü tasvirlerden de keskin bir diğer kıyamet olayından haber verilir. Bunca celal tablosu içinde 8. ayete gelindiğinde birden söz döner, ve cemalin en sevimli cilvesini üzerinde taşıyan kız çocuğuna gelir. "Ve sorulduğu zaman kız çocuğuna: Hangi suçtan dolayı öldürüldün?" 

İşte bu iki âyet ... 

 


Bediüzzaman ve Risale-i Nur hakkında Ne Dediler 

Risale-i Nur'un evrensel davetinin  belli bir coğrafyanın ve belli bir tarih diliminin inhisarından azâde olduğunun Risâle-i Nur adına ifadesi gerekmektedir. Ki, doğru olan, Risâle-i Nur'da öngörülen tavır budur. 

Metin Karabaşoğlu,  "Kim kime muhtaç? Aydınlar mı Risale-i Nura, Risale-i Nur mu aydınlara?, Köprü, sayfa: 15-17,  Kış 1995. 

 

 
Cevşenden Dualar 

 

Ya mutiyel mesulat 

Ey bütün mahlukatın sual ve dua lisanıyla ettikleri fakr ve ihtiyâcâtına dâimî cevap veren ve yerine getiren Kerîm-i Pürnevâl

Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et. 

Ümit Şimşek, Risale-ı Nur Işığında  Cevşen Meali, Zafer Yayınları, Istanbul, 1992  

Nefis Muhasebesi, Zübeyir Gündüzalp  

Dostlarına şiddet-i hiddet eden, haşin davrananın dostları dağılır. Bu neticeyi kendinden bilmek, güzel bir fazilettir. 

Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996