Medresetüzzehra
Medresetüzzehra; Üstad Bediüzzaman hazretlerinin daha gençlik yıllarında
yaşadığı toplumun sorunları için teklif ettiği çözümün kısa adıdır. Osmanlının
son zamanlarındaki eğitimin içinde bulunduğu zor durumu müşahede eden Bediüzzaman,
hem eğitimi ihya edecek hem de dolayısı ile ülkeyi içinde bulunduğu bilim-din
ikileminden kurtaracak bir sistem geliştirmişti. "Tahkiki îman" ekseninde
gelişip çağın teknolojisiyle zenginleşecek insanlar ancak ülkenin istikbali
olabilirdi. Bunun da yolu eğitimden geçerdi. Bu maksatla bir eğitim projesi
geliştirdi. Buna göre Doğu ve Güneydoğu öncelikli olarak tüm vatan sathı
Medrezetühzehra" adını verdiği eğitim kurumlarıyla donatılacak, din ve
fen dersleri bir biri içinde, bir bütün halinde okutulacaktı. "Vicdanın
ziyası, ulûm-u dîniyedir, aklın nuru fünûn-u medeniyedir. İkisinin
imtizacıyla hakikat tecelli eder. İftirak ettikleri vakit birincisinde
taassub, ikincisinde hile, şüphe tevellüd
eder." diyordu. Bediüzzaman bu amaçla gittiği İstanbul'da ...
8,11,15..
Yıllık Ke-sin-ti-siz Eğitim
BİR FIKRA:
Padişahın biri bir rüya görmüş. Tabircilerden kime sormuşsa "Sultanım
bütün yakınlarınızın ölümünü göreceksiniz" demişler. Bu açıklamadan hoşlanmayan
padişah başlarını teker teker kestirmiş. En son birini bulmuş ve yardım
istemişler. "Hele şu rüyayı bir anlatın", demiş, adam. Bakmış tabir doğru:
O da "Efendim bütün yakınlarınızdan daha çok yaşayacaksınız!!!" Padişahın
içi ferahlamış, tabirci de başını kurtarmış.
SONUÇ:
"Bütün yakınların ölümünü görmek EŞİT=TİR bütün
yakınlardan daha çok yaşamak."
HİSSE:
1. İsimlerin değiştirilmesi ile hakikatler değişmez.(72)
2. Fakat ifade san'atı bazen baş kurtarır.
GELELİM SADEDE: ...
Risale-i Nur hakkında şümullü olarak, metodlu bir şekilde araştırma
yapan kişi, çok açık bir gerçekle yüzyüze gelir; müellif insanların ıslahına
yönelik yazdığı risalelerde, İslam düşüncesinin meselelerini geniş çaplı,
ayrıntılı ve derinlemesine açıklama yollarını takip ederek ele almıştır.
M. Rüşdi Ubeyd, "Bediüzzaman'ın
çağdaş görüşü", Üçüncü Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu, Istanbul, 1995.
|
Ey af ve mağfireti her zaman en güzel mertebede tecellî eden Erhamür-Râhimîn.
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-ı Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, Istanbul,
1992
Halini, etvarını, gidişatını başkasından dinle! Çünkü senin fenalığın,
yanlışlık ve hataların senin nefsine, dostun gözüne iyi görünür. Seni medhedenlere
aldanma. Senin yanlışlık ve isabetsiz hareketlerini sana söyleyenler senin
hakikî dostlarındır. Hastaya şeker vermek câiz olmayabilir. Onun için acı
ilaç faydalıdır.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996
|