SİYASET
NEDİR ? NE DEĞİLDİR ?
Doğan her yeni bebek, göğü yıldızlarla, zemini çiçeklerle süslenmiş
güzelim bir dünyaya açar gözlerini... Her biri günün her bir anında, eşsiz
bir âlem önümüze sunulur. Dağı deresi, gölü denizi, yıldızı ayı, kelebeği
arısı ile; eşsiz bir âlem bize gülümser durur.
Bu hâliyle, kâinat muhteşem bir sarayı andırır bize. Tavanı gökyüzüdür.
Güneş lâmbası, ay kandili, yıldızlar mumlarıdır. Ve yeryüzü, eşsiz nimetler
serili bir sofrası, bin bir çiçekle süslü bir tarlası, bin bir meyveyle
dolu bir bahçesidir.
Bu muhteşem sarayda, her bir şeyin ayrı bir yeri vardır. Her bir şey
varlığı ile saraya ayrı bir renk katar, ayrı bir desen olur, ayrı bir güzellik
verir. Her biri, kendi diliyle sarayın Sahib'ini bildirir. Dağlar, denizler
ve yıldızlar, Onun haşmetini haykırırlar. Arılar, kelebekler ve kuşlar
Onun rahmetinden haber getirirler.
İnsanoğlu ...
NEFİS VE MALINI CENÂB-I HAKKA SATMAK ve Ona abd olmak ve asker olmak ne
kadar kârll bir ticaret, ne kadar şerefli bir rütbe olduğunu anlamak istersen,
şu temsilî hikâyeciği dinle:
Bir zaman, bir padişah, raîyetinden iki adama, herbirisine emâneten
birer çiftlik verir ki; içinde fabrika, makine, at, silâh gibi herşey var.
Fakat firtınalı bir muharebe zamanı olduğundan, hiçbir şey kararında kalmaz.
Ya mahvolur veya tebeddül eder, gider.
Padişah,...
İslâmî çerçevede 'cahil' sadece bilgisiz olan değil, aynı zamanda ilmi
olup vahy ilmine iman ile nufüz ettirmeyen kimsedir. Bu konu gayet açık
ve etkileyici bir üslupla Risale-i Nur'da işlenmiştir.
Prof. Dr. Alparslan Açıkgenç, "Risale-i
Nur'a Göre İlimlerin Sınıflandırılması," 3. Uluslarası Bediüzzaman Sempozyumu,
Istanbul, 1995.
|
Ey kendisini zikredenlere rahmetinin en güzel cilveleriyle cevap veren
ve gayb âlemlerinin en hayırlı meclislerinde onları anmakla şereflendiren
Hayru'z Zâkirîn,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-ı Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, Istanbul,
1992
Ey ehli İslam ve irfan! Din kardeşlerinin ayıplarını, kusur ve hatalarını
sayıp dökmekte, bakıyorum ki, çok mahirsin. Acaba bir o kadar veya onun
yarısı kadarı olsun kendi ayıplarını, kendi kusur ve yanlışlarını, isabetsiz
hareketlerini, seni dinleyenlere aynı iştahla, aynı maharetle sayıp döktün
mü? Korkarım ki, zulümkâr olmuş olmayasın. Güzel huylu ol. Nefsini zemmeden,
kusurlarını itiraf eden din ve dâvâ arkadaşlarını medheden ahlâk-ı âliye
erbabı ile sohbet et. Ahlâk-ı âliye ile yükselmek aşkına düşersin. "Tahallukû
bi ahlâkillah" emr-i cemiline inkiyad şerefiyle şereflenirsin.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996
|