Lokman
Öğüdü
Lokman ismi bize hep tıp ve şifayı çağrıştırır. "Lokman Hekim" diye
nam salmış bu büyük simaya dair kissalar da, hep bu minvalde seyreder.
Oysa Kur'ân-ı Hakîme baktığımızda, hususan Lokman Sûresini okuduğumuzda,
karşımıza bam başka bir Lokman (a.s.) tasviri çıkar. Bu sûrede, Lokman
Aleyhisselam, kendisine "hikmet" verilmis bir insan olarak anlatılır. Bu
hikmetin verilişindeki maksat ise, "şükür"dür. Kendisine, "Allah'a şukret"
diyerek hikmet verilmiştir.
Peki bu hikmet nedir? Lokman'a verilmiş bu hikmet, bildiğimiz "hekimlik"le
mi sınırlıdır? Lokman Aleyhisselam, sırf insanların maddî rahatsızlıklarına
derman vesilesi olduğu için mi büyük bir ünle anılmaktadır?
Sûrenin devamında, Lokman Aleyhisselam’ın oğluna, oğlunun şahsında tüm
insanlara verdiği öğütler, bizim Lokman tasvirimizin ne kadar dar, ne denli
sığ ve maddî kaldığını isbat eder mahiyettedir. Kur'ân'ın beyanı üzere,
Lokman'ın hekimliği, ona verilmiş "hikmet"in ancak bir cüz'üdür, bir yan
ürünüdür. O, esasen...
Saatim
Asr (zaman)'a yemin ederim ki ...(1)
Saatim,
Bir şey var sende sevdiğim-sevindiğim:
Üç bacakla acımasız koşuşan ve bir de engel
tanımaz akışın
Su gibi.
Yetişmek ne mümkün? Hele kaçıp kurtulmak!
Sed çekmek, zabdetmek mi? Heyhat!
Ben, dinsiz maziye sahip bir Batılı olarak, Kainat Yaratıcısını Bediüzzaman'ın
eserlerinden öğrendim
Meryem Weld, Köprü, sayfa: 3, Kış
1995.
|
Ey bütün mevcûdât ve bütün hâdisât, bütün ahvâl ve etvâr ve eşkâl ve
harekâtıyla ilm-i ezelîsinde mevcut ve ilmin divânı olan Levh-i Mahfûzunda
yazılı olan Zât-ı Alîm-i Ezelî,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-ı Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, Istanbul,
1992
Nur-u Kur'ân hizmetinde bir ve beraber çalıştığınız kardeşler ve ehl-i
îmân içinde, gücenen ve küsen, gücendiren ve küstürenlerden olmayınız.
"Deymiyor bu dünya böyle şeylere..."
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996
|