Bakara
Sûresi, 2:60
Meâli:
60.Musa (çölde) kavmi için su istemişti de biz ona: Değneğinle
taşa vur! demiştik. Derhal (taştan) oniki kaynak fışkırdı. Her bölük, içeceği
kaynağı bildi. (Onlara) Allah'ın rızkından yeyin, için, sakın yeryüzünde
bozgunculuk etmeyin, dedik.
"Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Meali" ,
Prof. Dr. Ali ÖZEK, Prof. Dr. Hayrettin KARAMAN, v.d. sayfa: 8 ,Hâdimül
harameyniş-şerifeyn Kral Fehd Musahaf-ı Şerif Basım Kurumu, Medine-i Münevvere,
1992.
Risale-i Nur'da geçen yerler:
...
Beşinci
Söz
Namaz kılmak ve büyük günahları işlememek, ne derece hakiki bir vazife-i
insaniye ve ne kadar fıtrî, münâsip bir netice-i hilkat-i beşeriye olduğunu
görmek istersen; şu temsili hikayeciğe bak, dinle:
Seferberlikte, bir taburda, biri muallem vazifeperver, diğeri acemi
nefisperver iki asker beraber bulunuyordu. Vazifeperver nefer, talime ve
cihâda dikkat eder, erzak ve tâyinâtını hiç düşünmezdi. Çünkü anlamış ki,
onu beslemek ve cihazatını vermek, hasta olsa tedavi etmek, hatta indelhâce
lokmayı ağzına koymaya kadar devletin vazifesidir. Ve onun asıl vazifesi
tâlim ve cihaddır. Fakat, bazı erzak ve cihazat işlerinde işler: Kazan
kaynatır, karavanayı yıkar, getirir...
Ona sorulsa, ...
İslam güneşinin ışıkları Nur risaleleri üzerinden kalbimi aydınlatmaya
başladı. Felâh buldum. Kalbimde güller açtı. Yaşamaktan seviçliydim. İçimdeki
sevinci, ah, bir bilseniz...Anlatamam ifadelerle.
Bir üniversite öğrencisi, Köprü,
sayfa: 3, Kış 1995.
|
Ey âsâr ve ef'âlinde rahmetlerin en lâtif cilvesini gösteren Hannân,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-ı Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, Istanbul,
1992
Müşterek bir işte çalışan şahıslar, dinî veya dünyevî bir müessese mensupları
müdavele-i efkâr yaparlarken, kendi fikrini mutlak bir isabet bilmesi,
diğer arkadaşlarının fikirlerini daima isabetsiz görmesi, müessese arkadaşlarının
reylerini hakir bulmasıdır. Kendi fikirleri ile yapılan işlerin zararlı
ve iflasa doğru gittiğini hatırlatan en yakın arkadaşlarına yüz çevirmesi,
müessesenin maddî imkânlarını elinde bulunması, şubelerdeki işin içyüzünden
haberi olmayanların teveccühüne aldanmasıdır. Müesseseye sekiz-on işte
şahsî kanaatinden ve başka arkadaşların fikirlerinden zararlar gelince
de bir takım teviller yoluna sapmak, telaşsız görünerek kendi cebindekini
değil, umumun hukukunu zayi etmesidir.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996
|