İlk
heyecan
İlk heyecanların bir başka yeri vardır hayatımızda.
Sürpriz bir hediye, beklenmedik bir hadise bizi alabildiğine sevinçlere
gark edebilir. Hayret verici hadiseler karşısında heyecanlanır, sevincimizi
gizleyemez, "Sübhanallah, Mâşâallah, Bârekallah" demekten kendimizi alamayız.
Çocuk beklentisi içerisinde olan bir babaya müjde
geldiğinde sevincinden uçar. Sınıfını geçip geçmediğini bilemeyen bir öğrencinin
karneyi aldığında geçtiğini öğrenmesi onun için bütün dünyalara bedeldir.
Bir hazine arayıcısının altın dolu bir küp bulduğundaki sevincine diyecek
yoktur. Ruhen ve kalben hakikati arayan bir insanın İslâmla tanıştığındaki
heyecanı da bunlardan hiç aşağı değildir. Hayatın mânâ ve gâyesini bilemeyen
bir insanın eline dünya ve âhiretin saadetini gösteren bir eser geçtiğinde
duyduğu sevinci anlatmak da kolay olmaz.
Barla Lâhikasında bir göz gezdirirken mânevî terörün
estirildiği, îmanların zincire vurulduğu, "Hayat sadece dünya hayatından
ibarettir" zihniyetinin yerleştirilmeye çalışıldığı bir dönemde mânevî
bunalım içerisinde bulunan nice insanın ezelî ve ebedî Kur'ân hakikatleriyle
...
Bakara
Sûresi, 2:60
Meâli:
60.Musa (çölde) kavmi için su istemişti de biz ona: Değneğinle
taşa vur! demiştik. Derhal (taştan) oniki kaynak fışkırdı. Her bölük, içeceği
kaynağı bildi. (Onlara) Allah'ın rızkından yeyin, için, sakın yeryüzünde
bozgunculuk etmeyin, dedik.
"Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Meali" ,
Prof. Dr. Ali ÖZEK, Prof. Dr. Hayrettin KARAMAN, v.d. sayfa: 8 ,Hâdimül
harameyniş-şerifeyn Kral Fehd Musahaf-ı Şerif Basım Kurumu, Medine-i Münevvere,
1992.
Risale-i Nur'da geçen yerler:
...
İlim adamlarını ve filozofları en fazla meşgul eden meselelerden biri olan
Kader hakikatı, "Yirmi Altıncı Söz"de vuzuha kavuşturulmuştur.
Köprü, sayfa:53, Kış 1995.
|
Ey nihayetsiz ihsânâtı ve saymakla bitmez nimetleriyle mahlûkatını dâimî
perverde eden Mennân,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-ı Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, Istanbul,
1992
Müdavele-i efkârda bir işi isabetsiz veya zararlı bulduğunu arkadaşına
söylerken, edep, terbiye, hürmet gibi yüksek ahlâkı çiğneyerek tehevvürle,
şiddetle söylememesi, karşısındakinin izzetini kırması İslâmî terbiye ve
ahlâka sırt çevirmek olduğu halde, bunu hiç nazara almayarak, "Bana böyle
dedi, şöyle dedi" gibi hiddetle mukabele etmesidir.Dehşetli zararlarda
kendisinin dahlı olmadığına, ya cehl-i mürekkeple veya gururla iddiada
bulunmasıdır. Halbuki mesai arkadaşlarına hürmetle mukabele edip, kendi
fikirlerinin isabetsiz olabileceğine ihtimal vererek, yirmi meselede hiç
olmazsa on adedini arkadaşlarının kanaatlerine münasip bulup iş yapmasıyla
fikirler menfî hislerin karışmadığı anlaşılmış olur.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996
|