Bediüzzaman’ı
anlamalıyız
Prof.
Dr. Muhsin Abdülhamid
Tercüme:
Abdülaziz Hatip
Alemlerin Rabbine
hamd, peygamber ve resullerin sonuncusu olan Hz. Muhammed’e (a.s.m.), Onun
bütün âile fertleri ve Sahabilerine salât ve selâm olsun.
Ben, büyük Üstad, sarsılmaz mücâhid,
önder müceddid Bediüzzaman Said Nursî hakkında değişik vesilelerle kısa
makaleler yazdım. Bu, o büyük zâtın, Hicri on dördüncü asrın başından beri
kindar düşman ve sözde Müslüman olanların eliyle büyük musibet ve felâketlere
sürüklenen İslâm ümmetinin elem ve üzüntülerini kalbinde hissetmesi ve
bunu gidermeye çalışması karşısında kendisine duyduğum derin sevginin bir
ifâdesidir.
Bu mütevâzi yazılardan maksadım, Arap
okuyuculara, bu büyük âlimin karşı konulmaz gayretlerini bir nebze olsun
tanıtmaktır. Tâ ki, mânevi açıdan bu zifiri karanlık asrımızda, onun mübârek
dâvâsını anlayarak, onu müceddid önderler, gerçek mücâhidler ve ilmiyle
âmil âlimler arasında konulması gereken yere yerleştirsinler.
Gerçekten
de, Üstad Nursi’nin imânı, fikri, dâvâsı ve hareketinin üzerindeki örtüyü
kaldırmak ...
Termitlerin
sırlarla dolu işbirliği
Termitler, hiç zorlanmadan yaptıkları yuvalarının ilk bölümünü toprağın
altına inşa ederler. Toprağın üzerinde yer alan ve altı metre uzunluğundaki
yuvayı ise, yer altında kazı yaparken dışarı attıkları toprakların birikmesiyle
oluştururlar. Termitlerin bu dev yuvanın dış ve iç düzenini oluşturmak
için kullandıkları yöntemler ve izledikleri planlar, muhteşem bir aklın
ürünüdür.
Sayısı bir milyonu aşan ve koloninin içinde yuva yapma işiyle görevlendirilmiş
işçi termitler, ilk olarak ağızlarından salgıladıkları sıvıyla toprak parçacıklarını
birbirine karıştırır ve bunları küçük, yuvarlak bilyeler haline getirirler.
Daha sonra ...
Bediüzzaman İslâmî düşüncenin son metin
kalelerinden bir tanesidir. Hayatı ile düşünceleri arasında hiç bir tenâkuz
olmayan gerçek bir fikir adamıdır.
Cemil Meriç, Köprü, sayfa:78, Kış
1995.
|
Ey ins ve cinnin küçük büyük bütün amellerine layık karşılığı veren, iman
ve taat ehlini rahmet ve cemâline lâyık şekilde mükafatlandıran ve küfür
ve isyan ehlini izzet ve celâline ve adaletine münasip şekilde cezalandıran
Deyyân,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, Istanbul,
1992
Fikirlerindeki isabetsizlik zararlara sebep olunca, diğerleri bu zarara
sebep olana hürmetkârâne, asilâne, alçak gönüllülükle kendi fikirlerindeki
veya vazifelerdeki kusurlarını da sayarak, ondan özür dileyerek söylemesi-
velev kırkıncı defa da kabul etmeyecek olsa- yine o yanlış yapana söylemek
yerine şuna buna söylemesi; böylece müessese mensuplarına olan hüsn-ü zan
ve itimadın kırılması; bir kimsenin aile çatısı altında kalması icab eden
hatalarını yayması; o kimseyi kötüleyip şuna veya buna söylemekle bin zarar
getireceğini hissiyatının tesiriyle görememesidir.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996
|