Birbirimizi
anlayalım
Diğer birçok konuda olduğu gibi, sekiz yıllık eğitim tartışmalarının
da ...
Neden, senin Kur’ân’dan yazdığın Sözler’de
bir kuvvet, bir tesir var? Ki, müfessirlerin ve âriflerin sözlerinde nâdiren
bulunur. Bâzan bir satırda, bir sayfa kadar kuyvet var; bir sayfada bir
kitap kadar tesir bulunuyor.”
Elcevap: Güzel bir cevaptır.
Şeref,
i’eâzı Kur’ân’a âit olduğundan ve bana âit olmadığından, bilâpervâ derim:
Ekseriyet itibâriyle öyledir. Çünkü, yazılan Sözler tasavvur değil, tasdiktir;
teslim değil, îmandır; mârifet değil, şehâdettir, şuhuddur; .taklit değil,
tahkîktir; iltizam değil,
iz’andır; tasavvuf değil, hakîkattir; dâvâ değil, dâvâ içinde bürhandır.
Şu sırrın hikmeti budur ki:
Eski zamanda, esâsât-ı îmâniye mahfuzdu,
teslim kavî idi. Teferruâtta, ârillerin mârifetleri delilsiz de olsa, beyânâtları
makbul idi. Fakat, şu zamanda
dalâlet-i fenniye, elini esâsâta
ve erkâna uzatmış olduğundan, her derde lâyık devâyı ihsan eden Hakîm-i
Rahîm olan Zât-ı Zülcelâl, Kur’ân-ı Kerim’in en parlak mazhar-ı i’câzından
olan temsilâtından bir şûlesini, acz ve zaafıma, fakr ve ihtiyacıma merhameten,
hizmet-i Kur’ân’a âit yazılarıma ihsanetti. Felillâhilhamd, sırr-ı temsil
dürbünüyle en uzak hakikatler gâyet yakın gösterildi. Hem, sırr-ı temsil
cihetü’1-vahdetiyle en dağınık meseleler toplattırıldı. Hem, sırr-ı temsil
merdiveniyle en yüksek hakîkate
kolaylıkla yetiştirildi. Hem, sırr-ı temsil penceresiyle hakâik-ı gaybiyeye,
esâsâtı Islâmiyeye şuhûda yakın bir yakîn-i îmâniye hâsıl oldu. Akıl ile
beraber vehim ve hayal, hattâ nefis ve hevâ teslime mecbur olduğu gibi,
şeytan dahi teslim-i silâha mecbur
oldu.
Elhasıl: Yazılarımda ne kadar
güzellik ve tesir bulunsa, ancak temsilât-ı Kur’âniyenin lemeâtındandır.
Benim hissem yalnız şiddet-i ihtiyacımla taleptir ve gâyet aczimle tazarrüumdur.
Dert benimdir, devâ Kur’ân’ındır. Mektûbât,
s. 365
|
Ey memleketinin ahalisine zulmetmekten ve hukukları zâyi etmekten hadsiz
derecede münezzeh olan ve hiçbir zulüm hiçbir vecihle Ona yanaşamadığını
âhiretin icadıyla gösteren Zât-ı Âdil-i Rahîm,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, Istanbul,
1992
Şehit kendini hay bilir. Fedâ ettiği hayatı, sekerâtı
tatmadığından, gayr-i münkatı' ve bâkî görüyor. Yalnız daha nezih olarak
buluyor.
Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman Said Nursi, "Hakikat
Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:458, Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994
İnsaf dinin yarısıdır.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996
|