. 
18 Eylül 1997
Perşembe
 
  
 
 
___Ali Ferşadoğlu___ 

Ittihad–i Islâm

Ne yazik ki, hayallerle, temennîlerle, sloganlarla bir yere gidilmiyor. Çok defa vurguladik. Yine dikkat çekelim: Siyaset, bir neticedir, baslatan degil. Yâni, vagondur, lokomotif olamaz. Elbette kendi dairesine göre, herhangi bir meselede bir sürükleyiciligi ve öncülügü vardir. O da yüzde birdir. Ama, temel, hareket noktasi veya meseleleri sürükleyen hiçbir zaman siyaset olamaz. 

Ittihad–i Islâmin da, kardesligin pekismesinin de, siyasetin de, ekonominin de, sair hususlarin da temeli, esasi "iman"dir. Yâni, inançtir, fikirdir, suurdur, iz'andir, teslimiyettir. Çünkü, "Iman hem nurdur, hem kuvvettir. Hakiki imâni elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir." Bu ne demektir? Nur, isik demek, aydinlik demek, bilgi demek, genis ufuk demektir. Kuvvet ise, enerjidir, güçtür. 
Gerçekten, imâni elde eden adam, çok isler basarabilir. Gayet tabiî ki, bahsettigimiz imân, sadece kuru bir "inandim" sözünden ibâret degildir. Bu imân, akil, ilim, tefekkür, kalb, mantik, vicdan, iz'andan sonra tesekkül eden muazzam bir hakikattir. 

Barajlar gibi imâna sahip olanlar, hem nura, yâni isiga, hem kuvvete, yâni enerjiye sahip olurlar. Nur ile etraflarini aydinlatirlar, nereye gideceklerini, nereye gittiklerini görürler, enerji ile de hedeflerine ulasirlar. Yâni, baraja sahip olanlar, fabrikalarini da çalistirirlar, sair elektrikli ev âletlerini de çalistirirlar... 



Risale-i Nur Nedir? Risâle-i Nur’un mesleği sâir tarîkatler, meslekler gibi mağlüp olmayarak, belki galebe ederek, pekçok muannidleri imâna getirmesi, pekçok hâdisâtın şehâdetiyle, bu asırda, bir mu’cize-i mâneviye-i Kur’âniye olduğunu ispat eder. O dairenin haricinde, ekseriyetle, bu memlekette, bu husûsi ve cüz’î ve yalnız şahsî hizmet veya mağliıbâne perde altında veya bid’alara müsâmaha siıretinde ve tevilât ile bir nevî tahrifât içinde hizmet-i diniye tam olamaz diye, hâdisât, bize kanaat vermiş. Emirdağ Lâhikası-I, s. 62.
 
Cevşenden Dualar 

Ya men lâ yeğtedî ala ehli memleketihî 
Ey memleketinin ahalisine zulmetmekten ve hukukları zâyi etmekten hadsiz derecede münezzeh olan ve hiçbir zulüm hiçbir vecihle Ona yanaşamadığını âhiretin icadıyla gösteren Zât-ı Âdil-i Rahîm, 

Sübhaneke ya lailâhe illa Entel Emanül Eman hallisna minen nar 
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et. 

Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında  Cevşen Meali, Zafer Yayınları, Istanbul, 1992  
 

Nurdan Bir Damla Havf ve zaaf, tesirât-ı hâriciyeyi teşci eder.
Bediüzzaman Said Nursi
 
Bediüzzaman Said Nursi, "Hakikat Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:459,  Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994
 

Nefis Muhasebesi, Zübeyir Gündüzalp  

Mağrib tarafındaki tövbe kapısı, halk için kıyamete kadar açıktır.

Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996