. 
20 Eylül 1997
Cumartesi
 
  
 
 
  

Bediüzzaman Said Nursî Kimdir?

Bediüzzaman Said Nursî, yüzyılımızın yetiştirdiği önde gelen İslâm mütefekkirlerinden biridir. 1876'da Bitlis'in Hizan kazâsına bağlı İsparit nâhiyesinin Nurs köyünde dünyaya gelmiş, 23 Mart 1960'da Şanlıurfa'da Hakkın rahmetine kavuşmuştur. 

Keskin zekâsı, hârikulâde hâfızası ve üstün kâbiliyetleriyle çok küçük yaşlardan itibâren dikkatleri üzerinde toplayan Said Nursî, normal şartlar altında yıllar süren klasik medrese eğitimini üç ay gibi kısa bir zamanda tamamlamıştır.Gençlik yıllarını alabildiğine haraketli bir tahsil hayatı ile değerlendirmiş; ilimdeki üstünlüğünü, devrinin ulemâsıyla çeşitli zeminlerde yaptığı münâzaralarda fiilen ispatlamıştır. Bu meziyetleriyle ilim çevresine kendisini kabul ettirerek, "Bediüzzaman" , yani "çağın eşsiz güzelliği" lâkabı ile anılmaya başlamıştır... 



 

Risale-i Nur Nedir? 

Müceddid-i Elf-i Sânî Imâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fâruki ders verirken diyordu: “Bütün tarikatlerin en mühim neticesi hakâik-ı imâniyenin inkişâfıdır. Ve birtekmesele-i imâniyenin vuzuh ile inkişâfı, bin kerâmâta ve ezvâka müreccahtır.”Hem, diyordü: “Eski zamanda büyük zâtlar demişler ki, `Mütekellimînden ve ilm-i kelâm ulemâsından birisi gelecek, bütün hakâik-ı îmâniye ve islâmiyeyi delâil-i akliye ile kemâl-i vuzuhla ispat edecek.’ Ben istiyorum ki, ben o olsam, belki Haşiye o adamım diye. Îman ve     Tevhid, bütün kemâlât-ı insâniyenin esâsı, mâyesi, niıru, hayatı olduğunu ve düsturu, tefekkürât-ı îmâniyeye âit bulunması ve Nakşî tarîkatinde hafi zikrin ehemmiyeti ise, bu çok kıymettar tefekkürün bir nevi olmasıdır” diye tâlim ederdi. 

Mâdem bu kahraman imam böyle diyor ve mâdem bir zerre kuwet-i imâniyenin ziyâdeleşmesi bir batman mârifet ve kemâlâttan daha kıymetlidir ve yüz ezvâkın balından daha tatlıdır; ve mâdem bin seneden beri îman ve Kur’ân aleyhinde terâküm eden Avrupa feylesoflarının itirazları ve şüpheleri yol bulup ehl-i îmâna hücum ediyor ve bir saadet-i ebediyenin ve bir hayat-ı bâkiyenin ve bir Cennet-i dâimenin anahtarı, medârı, esâsı olan erkân-ı îmâniyeyi sarsmak istiyorlar; elbette herşeyden evvel îmânımızı taklitten tahkîka çevirip, kuwetlendirmeliyiz. Ayetü’l-Kübrâ, s.139-140.

Cevşenden Dualar 

 

Ya Gufran 
Ey dergâh-ı rahmeti, af ve mağfireti her günahkarın ve her âsînin tahassungâhı olan Gufrân, 

Sübhaneke ya lailâhe illa Entel Emanül Eman hallisna minen nar 
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et. 

Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında  Cevşen Meali, Zafer Yayınları, Istanbul, 1992  
 

Nurdan Bir Damla Eskiden beri İ'lâ-yı Kelimetullâhı ve bekâ-i istiklâliyeti ve İslâm için farz-ı kifâye-i cihâdı deruhte ile kendini, yekvücud olan âlem-i İslâma fedaya vazifedar ve Hilâfete bayraktar görmüş olan bu devleti-i İslâmiyenin felâketi, âlem-i İslâmın saadet ve hürriyet-i müstakbelesiyle telâfi edilecektir. Zira şu musibet, mâye-i hayatımız olan uhuvvet-i İslâmiyenin inkişafını hârikulade tâcil etti.
 
Bediüzzaman Said Nursi
 
Bediüzzaman Said Nursi, "Hakikat Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:459,  Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994
 

Nefis Muhasebesi, Zübeyir Gündüzalp  

Hiç bir şey ilim ve hilimden daha efdal olarak toplanmıi değildir.

Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996