Hatırlıyorum, bir tanıdığım 'Niçin namaz kılıyorsun?' diye sormuştu da
hemen cevap vermek yerine, başka bir soruyla mukabele etmiştim: 'İlletini
mi öğrenmek istiyorsun, hikmetini mi?' Şaşırmış, 'bu ne demek oluyor' demişti.
Şöyle bir açıklama yapmıştım: 'İllet, hakiki sebep demektir. Hikmet ise,
gözetilen fayda ve menfaat.'
'Şu halde illeti nedir?'
'İlahî emir, sadece emreldiği için kılıyorum.'
'Ya hikmeti?'
'Saymakla bitmez. Ben, hemen aklıma gelenleri söyleyeyim. Herşeyden
önce, cehennem ateşinin kalkanı, kabir azabının siperi ve cennet kapılarının
anahtarıdır. Ebedî saadet, onun sonsuza uzanan bir meyvesidir.
Namaz kalbe gıda, ruha şifa, bedene sıhhat, vicdana ölçü, akla istikamet,
iradeye kuvvet ve duygulara intizam verir.
Namaz, hayatı disiplin altına alır, günahtan korur, manevî kirleri
temizler. Ruh, onunla nefes alır, huzur bulur, sûkuna erer, Rabbine yönelir.
Manevi yükselişin merdivenidir namaz, bütün ibadetlerin özüdür. ...
Kralı
Öldüren Maymun
Necmeddin Şahiner, "Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman
Said Nursi" isimli eserinde enteresan bir olaydan söz ediyor. Yunanlıların
Anadolu'yu işgal edeceklerinin gündemde olduğu sıralarda İstanbul'da Bediüzzaman'ın
yanında bulunan talebelerinden Molla Süleyman şöyle bir hatırasını anlatıyor:
O günlerde, Yunan Başvekili Venizelos, İngiliz Başvekili
Lloyd George'dan 50 bin kişilik silah almıştı. Bu silahlarla Anadolu'ya
taarruz edecekleri sırada, bir Cuma gecesi Üstad Bediüzzaman namaza başladı
ve gece sabaha kadar "Ya Rabbi, senin askerlerin çoktur, bu düşmanlara
fırsat verme!" diye dua etti. Sabahleyin ben, Divanyolu'ndan gazetesini
ve çorbasını almaya çıktım. Gazeteler, Yunan Krali I. Aleksandros'u maymun
ısırdığını, maymunu ise öldürdüklerini yazıyorlardı. Bir gazete alıp götürdüm.
Üstad çok sevindi ve bana " ...
Kur’ân’dan gelen o Sözler ve o Nurlar,
yalnız akli mesâil-i ilmiye
değil, belki kalbî, riıhi, hali mesâil-i îmâniyedir. Ve pek yüksek ve kıymettar
maarif-i tlâhiye hükmündedirler. Mektûbât,
s. 340
|
Ey semâvât ve arzın bütün mevcûdâtı emri altında olan ve Arş-ı Azîm-i Muhîtin
tahtında saltanat-ı rubûbiyeti bütün âlemlere hükmeden Sultan,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, Istanbul,
1992
Nev-i beşere rahmet olan Kur'ân ancak umûmun lâakal ekseriyetin
saadetini tazammun eden bir medeniyeti kabul eder. Medeniyet-i hâzıra,
beş menfi esas üzerine teessüs etmiştir:
1. Nokta-i istinâdı, kuvvettir. O ise şe'ni tecavüzdür.
2. Hedef-i kastı menfaattir. O ise şe'ni tezâhümdür.
3. Hayatta düsturu cidaldir. O ise, şe'ni tenâzudur.
4. Kitleler mâbeynindeki râbıtası, âheri yutmakla
beslenen unsuriyet ve menfi milliyettir. O ise şe'ni müthiş tesâdümdür.
Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman Said Nursi, "Hakikat
Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:458, Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994
Cemaatin bütün düzen ve ahengi, cemaat fertlerinin yekdiğerine şefkat,
merhamet, sevgi, hürmetkâr münasebetiyle mümkündür.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996
|