. 
24 Eylül 1997
Çarşamba
 
  
 
Mektuplar İsmail Yakup BİR FIKRA: 

Padişahın biri bir rüya görmüş. Tabircilerden kime sormuşsa "Sultanım bütün yakınlarınızın ölümünü göreceksiniz" demişler. ...



 
Risale-i Nur Nedir? 
Evliyâ dîvanlarını ve ulemânın kitaplarını çok mütâlâa eden bir kısım zâtlar tarafından soruldu: “Risâleti’n-Nur’un verdiği zevk ve şevk ve iman ve iz’an onlardan çok kuvvetli olmasının sebebi nedir?” 

Elcevap: Eski mübârek zâtların ekseri dîvanları ve ulemânın bir kısım risâleleri îmânın ve mârifetin neticelerinden ve meyvelerinden ve feyizlerinden bahsederler. Onların zamanlarında îmânın esâsâtına ve köklerine hücum yoktu ve erkân-ı iman sarsılmıyordu. Şimdi ise köklerine ve erkânına şiddetli ve cemaatli bir snrette taarruz var. 

O divanlar ve risâlelerin çoğu has mü’minlere ve fertlere hitap ederler; bu zamanın dehşetli taarruzunu def edemiyorlar. Risâleti’n-Nur ise, Kur’ân’ın bir mânevî mu’cizesi olarak îmânın esâsâtını kurtarıyor ve mevcut îmandan istifâde cihetine değil, belki çok deliller ve parlak bürhanlar ile, imânın ispatına ve tahkîkine ve muhâfazasına ve şübehâttan kurtarmasına hizmeı ettiğinden, herkese bu zamanda ekmek gibi, ilâç gibi lüzumu var olduğunu dikkatle bakanlar hükmediyorlar. 

O dîvanlar derler ki: “Veli ol, gör. Makâmata çık, bak; nurları, feyizleri al.”Risâleti’n-Nur ise der: “Her kim olursan ol; bak, gör, yalnız gözünü aç, hakikati müşâhede et, saadet-i ebediyenin anahtarı olan îmânını kurtar.” 

Risâleti’n-Nur, en evvel tercümânının nefsini iknâa çalışır, sonra başkalara bakar. Elbette nefs-i emmâresini tam iknâ eden ve vesvesesini tamamen izâle eden bir ders, gâyet kuvvetli ve hâlistir ki, bu zamanda cemaat şekline girmiş dehşetli bir şahs-ı mânevî-i dalâlet karşısında tek başıyla gâlibane mukabele eder. Kastamonu Lâhîkası, s.10

Cevşenden Dualar 
 
 
Ey en küçük mahluktan en büyük mevcuda kadar herşey Onun izzet-i kudretine mütezellilâne boyun eğen Zât-ı Azîz-i Muktedir, 
 

Sübhaneke ya lailâhe illa Entel Emanül Eman hallisna minen nar 
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et. 

Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında  Cevşen Meali, Zafer Yayınları, Istanbul, 1992  
 

Nurdan Bir Damla Düşmanın düşmanı, düşman kaldıkça dosttur; düşmanın dostu dost kaldıkça düşmandır.
 
Bediüzzaman Said Nursi
 
Bediüzzaman Said Nursi, "Hakikat Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:459,  Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994
 
 

Nefis Muhasebesi, Zübeyir Gündüzalp  

Allah merhamet edenlere merhamet eder. Sen de merhamet et ki; Allah'ın merhametine nail olasın. 

Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996