|
Bediüzzaman Said Nursî, yüzyılımızın yetiştirdiği önde gelen İslâm mütefekkirlerinden
biridir. 1876'da Bitlis'in Hizan kazâsına bağlı İsparit nâhiyesinin Nurs
köyünde dünyaya gelmiş, 23 Mart 1960'da Şanlıurfa'da Hakkın rahmetine kavuşmuştur.
Keskin zekâsı, hârikulâde hâfızası ve üstün kâbiliyetleriyle çok küçük
yaşlardan itibâren dikkatleri üzerinde toplayan Said Nursî, normal şartlar
altında yıllar süren klasik medrese eğitimini üç ay gibi kısa bir zamanda
tamamlamıştır.Gençlik yıllarını alabildiğine haraketli
Ölüm
son değildir
Kime hizmet ediyor da
Yıldızlar kayıyor?
Güneş denen o harika
Nasıl ışık yayıyor?
Birinci
Söz
Bismillâh her hayrın
başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim!
Şu mübârek kelime İslâm
nişanı olduğu gibi, bütün
mevcudâtın lisân-ı
hâliyle vird-i zebânıdır.
Bismillâh ne büyük tükenmez
bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket
olduğunu anlamak istersen, şu temsilî
hikayeciğe bak, dinle. Şöyle ki:
Bedevî Arap çöllerinde
seyahat eden adama gerektir ki, bir kabîle
reisinin ismini alsın ve himâyesine
girsin. Tâ şakîlerin
şerrinden kurtulup, hâcâtını
tedarik edebilsin. Yoksa,
tek başıyla hadsiz düşman
ve ihtiyacâtına karşı
perişan olacaktır.
İşte böyle bir seyahat için iki adam sahrâya
çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi mütevâzi
idi, diğeri mağrur. Mütevâzii,
bir reisin ismini aldı; mağrur
almadı. Alanı her yerde selâmetle
gezdi. Bir kâtiu-t-tarîka
rast gelse, der: "Ben filân reisin ismiyle gezerim." Şakî |
Ey havf ve haşyeti altında herşey nihayet derecede zelîl ve selûl bulunan
Zât-ı Kebîr-i Müteâl,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, Istanbul,
1992
Îmânî meselelerde şüphe, bir delili, hattâ yüz delili
atsa da, medlûle îrâs-ı zarar edemez. Çünkü binler delil var.
Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman Said Nursi,
"Hakikat Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:459, Yeni Asya Neşriyat, Germany,
1994
Dava arkadaşlarınla ve ehl-i imanla bir iş göreceğin zaman tatlılıkla,
mülâyemetle, mahviyet ve tevazu ile muamele et. Bu güzel ahlâklara riayetle
hâsıl olacak bir hizmette, sertlik, şiddet, hiddet, inatçılık göstermek
mânasız, hatta ahmaklık olur.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996 |