Kevser Kime Verilir?
Kur'an ayetlerini okurken, insan ifadelerdeki netliği ve kısalığı kolaylıkla
farkeder. Alemlerin Rabbi, o alemler içinde yarattığı, idrak ve şuur verdiği
kullarına konuşmakta; o kulların neyi ne kadar anlayacağını koca bir kainatın
işaret ettiği sonsuz ilmiyle bildiği için, fazladan tek bir kelime bile
sarfetmemektedir. İnsanın belirsiz veya genel kaldığında saptırmaya yöneleceği
emirler yüklü ayetlerde herşey bir belirsizliğe konu olmayacak şekilde
ayrıntılarıyla anlatılırken, çoğu Kur'an ayeti kısadır. Kısalığıyla birlikte
yarım, eksik ve miphem değil; açık ve nettir. Nokta kadarcık bir incir
çekirdeğine koca bir ağacın proğramını yazan, o kısacık ifadelere de dağ
gibi manalar yükler. O kısacık ifadeler, bize ondört asırdır yeniden yeniye
keşfedilen sayısız manalar ve hikmetler sunar.
Bu, böyledir.
Kevser Suresi'ni okurken, bunun böyle olduğu bir kez daha görülür. Sure,
en kısa Kur'an suresidir. Yalnızca üç ayet ve on kelimeden oluşmaktadır.
Bununla birlikte, Resul-i Ekrem'e (a.s.m) ashabına ve ona "ebter" diyenlere
muazzam bir mesaj verdiği
1.1-1.10
1.1-1.10
Allahım,
Senin isimlerinle Sana münacatımı arz ediyor ve onların şefaatine Sana
niyaz ediyorum.
Îmanda ne kadar büyük bir saadet ve nîmet ve ne kadar büyük bir lezzet
ve rahat bulunduğunu anlamak istersen,şu temsilî hikâyeciğe bak,dinle.
Bir vakit, iki adam hem keyif, hem ticaret için seyahate giderler. Biri
hodbîn,tâli'siz bir tarafa; diğeri hudâbîn, bahtiyar diğer tarafa sülûk
eder, giderler. Hodbîn adam hem hodgâm, hem hodendiş, hem bedbîn olduğundan;
bedbînlik cezası olarak, nazarında pek fenâ bir |
Ey fazl ve keremiyle hataları mağfiret eden Rabb-i Rahîm,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, Istanbul,
1992
Cennet olmazsa, Cehennemm tâzib etmez.
Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman Said Nursi,
"Hakikat Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:460, Yeni Asya Neşriyat, Germany,
1994
İslam düşmanları karşısında çarpışan yiğitlere şefkat, muıhabbet ve
hürmet et. Tâ ki, Kur'ân ve iman hizmeti yolunda başını koyarlarken, senden
zorluk çekmesinler. Hizmet-i iman meydanına yeni girenlerin veya fıtrî
hususiyet taşıyanların iplerini uzat. Onları pek sıkma, kabiliyetlerine
göre, kaldırabileceği bir hizmet göster. Herkesin mizacı bir olmaz. Bu
dirayet ve feraseti, müsamaha ve şefkati göstermezsen, onun ipini koparmış,
bir adam kaybetmiş olursun. Bu acemilik, bu hamlık ve idaresizliği yapmamak
için sık sık kendinle konuş, idare ve müsamaha icaplarını zaman zaman oku
ve kendine ihtar et.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996 |