. 
30 Eylül 1997
Salı
 
  
 
 Mesaj 

Zulümdeki rahmet 

“Bütün ömrüm harp meydanlarında, esaret zindanlarında, yahut memleket hapishanelerinde, memleket mahkemelerinde geçti. Çekmediğim cefa, görmediğim ezâ kalmadı. Divan-ı harplerde bir cani gibi muâmele gördüm, bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Memleket zindanlarında aylarca ihtilattan [insanlarla görüşmekten] menedildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere maruz kaldım. Zaman oldu ki, hayattan bin defa ziyade, ölümü tercih ettim. Eğer dinim beni intihardan menetmeseydi, belki bugün Said topraklar altında çürümüş gitmişti.”1 

Bu sözler, hayatı ölümden beter ıztıraplarla dolu Bediüzzaman Said 


 

6.1-6.10 

Ey azamet-i kudretine bütün mevcûdât mütevâzıâne teslim olan Zât-ı Zülcelâl,



 
Küçük Sözler Üçüncü Söz
İbadet, ne büyük bir ticaret ve saadet; fısk ve sefahet, ne büyük bir hasaret ve helaket olduğunu anlamak istersen, şu temsili hikayeciğe bak, dinle: 

Bir vakit iki asker, uzak bir şehre gitmek için emir alıyorlar. Beraber giderler. Tâ yol ikileşir. Bir adam orada bulunur. Onlara der; 

"Şu sağdaki yol, hiç zararı olmamakla beraber, ondan giden yolculardan ondan dokuzu büyük kâr ve rahat görür. Soldaki yol ise, menfaati olmamakla beraber, on yolcusundan dokuzu zarar görür. Hem ikisi, kısa ve 

Cevşenden Dualar 
 
Yâ Kâşife'l-belâyâ 
Ey kudret ve rahmetiyle belaları kaldıran Hafîz-i Kadîr, 
 

Sübhaneke ya lailâhe illa Entel Emanül Eman hallisna minen nar 
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et. 

Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında  Cevşen Meali, Zafer Yayınları, Istanbul, 1992  
 

Nurdan Bir Damla Zaman ihtiyarladıkça, Kur'an gençleşiyor, rumûzu tavazzuh ediyor. Nur, nâr göründüğü gibi; bazen şiddet-i belâgat dahi, mübalağa görünür.
Bediüzzaman Said Nursi
 
Bediüzzaman Said Nursi, "Hakikat Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:460,  Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994
 
 
 
Nefis Muhasebesi, Zübeyir Gündüzalp  

Babam beni, "Oğlum" diye kucakladığı zaman, kendimi taçlı bir padişah sanırdım.
 
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996