Kralı
Öldüren Maymun
Necmeddin Şahiner, "Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman
Said Nursi" isimli eserinde enteresan bir olaydan söz ediyor. Yunanlıların
Anadolu'yu işgal edeceklerinin gündemde olduğu sıralarda İstanbul'da Bediüzzaman'ın
yanında bulunan talebelerinden Molla Süleyman şöyle bir hatırasını anlatıyor:
O günlerde, Yunan Başvekili Venizelos, İngiliz Başvekili
Lloyd George'dan 50 bin kişilik silah almıştı. Bu silahlarla Anadolu'ya
taarruz edecekleri sırada, bir Cuma gecesi Üstad Bediüzzaman namaza başladı
ve gece sabaha kadar "Ya Rabbi, senin askerlerin çoktur, bu düşmanlara
fırsat verme!" diye dua etti. Sabahleyin ben, Divanyolu'ndan gazetesini
ve çorbasını almaya çıktım. Gazeteler, Yunan Krali I. Aleksandros'u maymun
ısırdığını, maymunu ise öldürdüklerini yazıyorlardı. Bir gazete alıp götürdüm.
Üstad çok sevindi ve bana "Süleyman, bir kalem getir de bu hayvanin arkasından
bir mersiye yazalım." dedi. Hemen gazetenin kenarına, şu mersiyeyi yazdi:
Nurcuların
Kasîdesi
Annem beni yetiştirdi, bu hizmete yolladı.
Teslim etti Risâleyi, Allah'a ısmarladı.
Boş oturma çalış dedi, hizmet eyle vatana,
Sütüm sana helâl etmem, çalışmassan Kur'ana.
Yazdığımız Risâledir, okuyoruz Kur'an'ı,
Biz nurların yardımıyla hıfzederiz îmanı.
Medrese-i Nûriyedir Sav ve Barla, Eflani;
Şakirtlere müzahirdir Abdülkâdir Geylanî.
Mübarekler heyetiyle nur ve nül fabrikası,
Kalemleri kılınç gibi, zamanın hârikası.
Hapishane dedikleri oldu birer medrese,
Genç, ihtiyar, kadın, erkek, koşuyorlar bu derse.
.
Ey kardeş! Benden
birkaç nasihat istedin. Sen bir asker olduğun için, askerlik temsilâtiyle,
sekiz hikâyecikler ile bir kaç hakîkati nefsimle beraber dinle. Çünkü,
ben nefsimi herkesten ziyâde nasihata muhtaç görüyorum. Vaktiyle sekiz
âyetten istifâde ettiğim "Sekiz Söz" ü, biraz uzunca, nefsime demiştim.
Şimdi, kısaca ve |
Ey rızık isteyen bütün mahlûkat tâifelerini rahîmâne rızıklandıran
Hâlık-ı Kerîm,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992
İnsanlarda velî, Cumâda dakika-i icâbe, Ramazan'da
Leyle-i Kadir, Esmâ-i Hüsnâda İsm-i Âzam, ömürde ecel meçhul kaldıkça,
sâir efrad dahi kıymettar kalır, ehemmiyet verilir. Yirmi sene sonra müphem
bir ömür, nihayeti muayyen bin sene ömre müreccahtır.
Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman Said Nursi,
"Hakikat Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:460, Yeni Asya Neşriyat, Germany,
1994
Cenâb-ı Hak, hikmeti olarak bir kapıyı kaparsa, fazl-u keremiyle başka
kapı açar.
***
Muarız, lütuf, kerem, semahat görürse, artık ondan kötülük gelmez.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996 |