. 
6 Ekim 1997
Pazartesi
 
  
 
 Ayna Metin Karabaşoğlu 
  Lokman Öğüdü 

Lokman ismi bize hep tıp ve şifayı çağrıştırır. "Lokman Hekim" diye nam salmış bu büyük simaya dair kissalar da, hep bu minvalde seyreder. Oysa Kur'ân-ı Hakîme baktığımızda, hususan Lokman Sûresini okuduğumuzda, karşımıza bam başka bir Lokman (a.s.) tasviri çıkar. Bu sûrede, Lokman Aleyhisselam, kendisine "hikmet" verilmis bir insan olarak anlatılır. Bu hikmetin verilişindeki maksat ise, "şükür"dür. Kendisine, "Allah'a şukret" diyerek hikmet verilmiştir. 

Peki bu hikmet nedir? Lokman'a verilmiş bu hikmet, bildiğimiz "hekimlik"le mi sınırlıdır? Lokman Aleyhisselam, sırf insanların maddî rahatsızlıklarına derman vesilesi olduğu için mi büyük bir ünle anılmaktadır? 

Sûrenin devamında, Lokman Aleyhisselam’ın oğluna, oğlunun şahsında tüm insanlara verdiği öğütler, bizim Lokman tasvirimizin ne kadar dar, ne denli sığ ve maddî kaldığını isbat eder mahiyettedir. Kur'ân'ın beyanı üzere, Lokman'ın hekimliği, ona verilmiş "hikmet"in ancak bir cüz'üdür, bir yan ürünüdür. O, esasen manevî yaraların tedavisine, kalbî ve aklî marazların deva bulmasına ehil biridir. Ona verilmiş "hikmet," asıl bu noktalarda bir şifa ve tedavi getirmektedir. 


 
 Ölüm son değildir

Kime hizmet ediyor da 
Yıldızlar kayıyor? 
Güneş denen o harika 
Nasıl ışık yayıyor?



 
 
Dördüncü Söz
Namaz, ne kadar kıymettar ve mühim, hem nekadar ucuz ve az bir masraf ile kazanılır, hem namazsız adam ne kadar divane ve zararlı olduğunu, iki kere iki dört eder derecesinde kat'i anlamak istersen 
Cevşenden Dualar 
Yâ Sâmia'ş-şekâyâ 
Ey her dertlinin ahına ve her mazlumun şekvasını işiten ve dinleyen Mücîb-i Rahîm, 

Sübhaneke ya lailâhe illa Entel Emanül Eman hallisna minen nar 
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et. 

Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992  
 

Nurdan Bir Damla
Harâretteki, merâtib, burûdetin tahallülüyledir; hüsündeki derecât, kubhun tedâhülüyledir. Kudret-i Ezeliye zâtiyedir, lâzimedir, zarûriyedir; acz tahallül edemez, merâtib olamaz, herşey ona nisbeten müsâvîdir.
Bediüzzaman Said Nursi
 
Bediüzzaman Said Nursi, "Hakikat Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:460,  Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994
 
 Nefis Muhasebesi, Zübeyir Gündüzalp  Ferasetli ve iyi adam kötülerin bir iyi tarafını bulur, o iyiliği takdir eder.
***

Şerri ve kötülüğü hafifletmeye veya gidermeye böylece muvaffak olur. Zira köpek bile ekmeğini yediği takdirde seni muhafaza eder.

Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996