Yedinci
Söz
Bir zaman, bir asker, meydan-ı harb ve imtihanda, kâr ve zarar deverânında
pek müthiş bir vaziyete düşer. Şöyle ki:
Sağ ve sol iki tarafından dehşetli derin iki yara ile yaralı ve arkasında
cesîm bir arslan ona saldırmak için bekliyor gibi duruyor. Ve gözü önünde
bir darağacı dikilmiş. Bütün sevdiklerini asıp mahvediyor. Onu da bekliyor.
Hem, bu hâli ile beraber; uzun bir yolculuğu var, nefyediliyor. O bîçare,
şu dehşet içinde me'yusâne düşünürken, sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhâh,
nûrânî bir zât peydâ olur. Ona der:
Saatim
Saatim,
Bir şey var sende sevdiğim-sevindiğim:
Üç bacakla acımasız koşuşun ve bir de engel tanımaz
akışın
Su gibi.
Yetişmek ne mümkün? Hele kaçıp kurtulmak!
Bağbozumu
Ilık bir Eylül günü, ikindi vakti bizim bahçeye uğradı güz. Bal sarısı,
kükürt rengi, kül rengi, taprak rengi, kahverengi, tuğla kızılı yapraklara
sardı toprağı. Sarı, solgun bir gölge vurmuş gibiydi bahçeye.
Sönmeye yüz tutmuş ikindi güneşi hüzünlü rengini önce yapraklara işliyor,
sonra düşen her yaprakla toprağa çalıyordu.
O gün hayatın düğümü kopmuştu bizim bahçede. Herşey bağı cözülmüş bir
demet gibi darmadağınıktı. Kuşlar uzklara uçmuş, çiçekler dağılmıştı. |
Ey fazl ve keremiyle hataları mağfiret eden Rabb-i Rahîm,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992
İnsanlarda velî, Cumâda dakika-i icâbe, Ramazan'da
Leyle-i Kadir, Esmâ-i Hüsnâda İsm-i Âzam, ömürde ecel meçhul kaldıkça,
sâir efrad dahi kıymettar kalır, ehemmiyet verilir. Yirmi sene sonra müphem
bir ömür, nihayeti muayyen bin sene ömre müreccahtır.
Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman Said Nursi,
"Hakikat Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:460, Yeni Asya Neşriyat, Germany,
1994
Öfke zamanında hürmet ve merhamet ne güzel şeydir.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996 |