Çabuk
yeise inkılâb eden hamiyet
Karanlık ana rahmine göre bir nevi cennet olan dünya misafirhanesine
adımını atan çocuk bu uğurda az sıkıntılar çekmiyor. Ne yapalım ki aydınlık
bir dünyaya giden yol karanlıklardan geçiyormuş. Ölümün karanlık tünelinden
geçme zorunda kalan insan da eğer istikametle bir ömür sürmüşse kabrin
cennet bahçelerinde gözünü açacaktır.
Bakara
Sûresi, 2:60
Meâli:
60.Musa (çölde) kavmi için su istemişti de biz ona: Değneğinle
taşa vur! demiştik. Derhal (taştan) oniki kaynak fışkırdı. Her bölük, içeceği
kaynağı bildi. (Onlara) Allah'ın rızkından yeyin, için, sakın yeryüzünde
bozgunculuk etmeyin, dedik.
"Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Meali" ,
Prof. Dr. Ali ÖZEK, Prof. Dr. Hayrettin KARAMAN, v.d. sayfa: 8 ,Hâdimül
harameyniş-şerifeyn Kral Fehd Musahaf-ı Şerif Basım Kurumu, Medine-i Münevvere,
1992.
Risale-i Nur'da geçen yerler:
...
Beşinci
Söz
Namaz kılmak ve büyük günahları işlememek, ne derece hakiki bir vazife-i
insaniye ve ne kadar fıtrî, münâsip bir netice-i hilkat-i beşeriye olduğunu
görmek istersen; şu temsili hikayeciğe bak, dinle:
Seferberlikte, bir taburda, biri muallem vazifeperver, diğeri acemi
nefisperver iki asker beraber bulunuyordu. Vazifeperver nefer, talime ve
cihâda dikkat eder, erzak ve tâyinâtını hiç düşünmezdi. Çünkü anlamış ki,
onu beslemek ve cihazatını vermek, hasta olsa tedavi etmek, hatta indelhâce
lokmayı ağzına koymaya kadar devletin vazifesidir. Ve onun asıl vazifesi
tâlim ve cihaddır. Fakat, bazı erzak ve cihazat işlerinde işler: Kazan
kaynatır, karavanayı yıkar, getirir... |
Ey kudret ve rahmetiyle belaları kaldıran Hafîz-i Kadîr,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992
Acaba dünya sarayını ısındıran güneş sobasına
ne kadar odun ve kömürve gazyağı lazım olduğu hesap edilsin. Hergün yanması
için -kozmoğrafyanın sözüne bakılırsa- bir milyon küre-i arz kadar odun
yığınları ve binler denizler kadar gazyağı gerektir. Şimdi düşün! Onu odunsuz,
gazsız, dâimî ışıklandıran Kadîr-i Zülcelâlin haşmetine, hikmetine, kudretine,
güneşün zerreleri adedince, "Sübhânallah, Mâşâallah, Bârekâllah" de.
Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman Said Nursi,
Lem'alar, sayfa 308, Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994
Ölürse iman ve ahlâkıyla, Allah'a ibadet ve takvasıyla din kardeşlerine
olan şefkat, hürmet ve sevgisiyle yer beğensin. Kalırsa el beğensin.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996 |