Onuncu
Söz
Haşir
Bahsi
Birâder, haşir ve âhiretin basit ve avâm lisânıyla ve vâzıh bir tarzda
beyânını istersen; öyle ise şu temsilî hikâyeciğe nefsimle beraber bak,
dinle:
Bir zaman, iki adam, Cennet gibi güzel bir memlekete (Şu dünyaya işarettir.)
gidiyorlar. Bakarlar ki herkes ev, hâne, dükkân kapılarını açık bırakıp,
muhâfazasına dikkat etmiyorlar. Mal ve para, meydanda sahipsiz kalır.
O adamlardan birisi, her istediği şeye elini uzatıp, ya çalıyor, ya
gasb ediyor. Hevesine tebâiyet edip her nevî zulmü, sefâheti irtikâb ediyor.
Ahali de ona çok ilişmiyorlar. Diğer arkadaşı ona dedi ki:
Ölüm
son değildir
"Nasıl ki gecesi var gündüzlerin,
Başka baharın da dirilmesi var."
Kime hizmet ediyor da
Yıldızlar kayıyor?
Güneş denen o harika
Nasıl ışık yayıyor?
Neden güneş vuruyor da
Topraktaki su bulut oluyor?
Sonra o bulutlar
Bir bir yağmur oluyor.

"Hz. Mevlâna benim zamanımda gelseydi, Risâle-i Nur'u; ben onun zamanında
gelseydim Mesnevî'yi yazardım. Onun hizmeti Mesnevî tarzındaydı, şimdi
ise Risâle-i Nur tarzındadır."
|
Allahım,
Senin isimlerinle Sana münacatımı arz ediyor ve onların şefaatine Sana
niyaz ediyorum.
.
Ey şefkat ve merhametinin eserleri kâinatı dolduran ve Cennet Onun
isminin bir cilvesi, saâdet-i ebediye bir lem'ası ve dünyadakü bütün rızık
ve nimetler bir katresi olan Rahmân,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risâle-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992
Lezâiz çağırdıkça,"Sanki yedim" demeli. "Sanki
yedim"i düstur yapan, Sanki Yedim nâmındaki bir mescidi yiyebilirdi; yemedi.
Bediüzzaman Said Nursî
Bediüzzaman Said Nursî,
"Hakikat Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:460, Yeni Asya Neşriyat, Germany,
1994
Merhametsizlikten, münekkitlikten kurtulma yolunda ilerle, ey kardeş! Aksi
halde, ya yakında, ya uzakta, ya dünyada, ya Hak'tan ya halktan inmesin
sana adem-i merhamet. Zira, "Men dakka dukka". (Eden bulur.)
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996 |