. 
23 Ekim 1997
Perşembe
 
  
 
Mesaj 

Zulümdeki rahmet 

“Bütün ömrüm harp meydanlarında, esaret zindanlarında, yahut memleket hapishanelerinde, memleket mahkemelerinde geçti. Çekmediğim cefa, görmediğim ezâ kalmadı. Divan-ı harplerde bir cani gibi muâmele gördüm, bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Memleket zindanlarında aylarca ihtilattan [insanlarla görüşmekten] menedildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere maruz kaldım. Zaman oldu ki, hayattan bin defa ziyade, ölümü tercih ettim. Eğer dinim beni intihardan menetmeseydi, belki bugün Said topraklar altında çürümüş gitmişti.”1 
 


 

6.1-6.10  

Ey azamet-i kudretine bütün mevcûdât mütevâzıâne teslim olan Zât-ı Zülcelâl, 



 
Sözler 

Ey Kardeş 

Küçük sözler hakkındadır. 
 

Cevşenden Dualar 
Allahım

Senin isimlerinle Sana münacatımı arz ediyor ve onların şefaatine Sana niyaz ediyorum. 

Yâ Halîm 
Ey günahkâr kullarına onca isyanlarına rağmen tevbe ve ricâ kapısını açık bırakıp onları rahmet ve keremiyle rızıklandırmaya devam eden Halîm

Sübhaneke ya lailâhe illa Entel Emanül Eman hallisna minen nar 
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et. 

Ümit Şimşek, Risâle-i Nur Işığında Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992  
 

Nurdan Bir Damla
Eskiden ekser İslâm aç değildi; tereffühe ihtiyaç vardı. Şimdi açtır, telezzüze ihtiyar yoktur.
 
Bediüzzaman Said Nursî
Bediüzzaman Said Nursî, "Hakîkat Çekirdekleri", Mektûbât, sayfa:461,  Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994
 
 Nefis Muhasebesi, Zübeyir Gündüzalp  
Öfke zamanında hürmet ve merhamet ne güzel ahlâktır. 

Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996