
Üçüncü
Söz
İbâdet, ne büyük bir ticaret ve saadet; fısk ve sefahet,
ne büyük bir hasâret ve helâket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe
bak, dinle:
Bir vakit iki asker, uzak bir şehre gitmek için
emir alıyorlar. Beraber giderler. Tâ yol ikileşir. Bir adam orada bulunur.
Onlara der:
Bediüzzaman’ı
anlamalıyız
Prof.
Dr. Muhsin Abdülhamid
Tercüme:
Abdülaziz Hatip
Alemlerin Rabbine
hamd, peygamber ve resullerin sonuncusu olan Hz. Muhammed’e (a.s.m.), Onun
bütün âile fertleri ve Sahabilerine salât ve selâm olsun.
1.1-1.10
Allahım,
Senin isimlerinle Sana münacatımı arz ediyor ve onların şefaatine Sana
niyaz ediyorum.
|
Ey bütün hayır ve hasenât Onun elinde bulunan ve Onun tevfikiyle vücuda
gelen, her hayrâtı yazan, her hasenâtı kaydeden, her a'mâl-i sâlihayı muhâfaza
eden ve her hizmetin ücretini ve her hasenâtın mükâfâtını veren Hafîz-i
Alîm,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992
Derece-i harâret gibi, her musibette bir derece-i
nîmet vardır; daha büyüğünü düşünüp, küçükteki derece-i nîmeti görüp, Allah'a
şükretmeli. Yoksa, isti'zam ile üflense, şişer; merak edilse, ikileşir;
kalbteki misâli, hayâli, hakîkate inkılâp eder, o da kalbi döver.
Bediüzzaman Said Nursî
Bediüzzaman Said Nursî,
"Hakikat Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:461, Yeni Asya Neşriyat, Germany,
1994
Cennete giren fazilet sahiplerine melekler sorarlar:
"Faziletiniz nedir?"
Onlar cevap verirler:
"Zulme uğradığımız vakit sabrederdik, bize kötülük edilince de, rıfk
ile davranırdık." (Hadis meâli)
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996 |