İdarecinin
sorumluluğu
Nimetin büyüklüğü ölçüsünde külfeti
vardır. Makamlar büyüdükçe sorumluluklar artar. Kişi maddeten ve mânen
yükseldiği ölçüde ağır bir yükün altına girmiş olur. Bu sorumluluğun şuurunda
olan insanlar üstlendikleri işi en iyi, en mükemmel, en eksiksiz bir şekilde
yapmaya çalışırlar. Bu yapılırken halka karşı sorumluluk duymak da yetmez,
Allah’a karşı da sorumluluk duyulmalıdır.
Bediüzzaman Said Nursî, Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı İsparit nahiyesinin
Nurs köyünde dünyaya geldi (1876). Yenilikçi, atak, cesur bir mizaca, son
derece parlak bir zekaya ve güçlü bir hafızaya sahipti.
İkinci
Söz
Îmânın bitmez bir hazine olduğunu izah eder.
|
Ey göklerin ve yerin bütün orduları Onun taht-ı emrinde olan, bütün
envâ-ı mevcudatı birer muntazam ordu halinde icad ve istihdam eden, her
bahar yüz binler zîhayat ordularını ayrı ayrı erzakları ve libasları ve
silahları ve talimatlarıyla haşredip yeryüzüne gönderen ve dilediği kullarına
görünen ve görünmeyen ordularıyla meded veren Hâlık-ı Arz ve Semâvât,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992
Çaresi bulunan şeyde acze, çaresi bulunmayan şeyde
ceza'a iltica etmemek gerektir.
Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman Said Nursi,
"Hakikat Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:457, Yeni Asya Neşriyat, Germany,
1994
NEFİS MUHASEBESİ
Kendi nefsini daima kötülemek, kendi küçük kusurlarını büyük görmek,
başkalarının büyük kusurlarını küçük görmek, yüksek bir fazilettir. Takvada,
doğrulukta, edep ve ahlâkta kendisi azametle amel etmeye çalışmak, başkaların
lâkaydlıkları ile meşgul olmamak veya ikaz ve hatırlamakta mütevaziyane
ve yumuşaklık göstermek büyük bir fazilet ve din kardeşlerinin dinine hizmet
edebilmek için semeredâr bir düsturdur.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996 |