Nur Mektubu 
  2 Aralık 1997 Salı 
Akıncı 
 
Ashab-ı Meymene  

“Nasıl ki insan küçük bir âlemdir; yıkılmaktan kurtulamaz. Alem dahi büyük bir insandır, o dahi ölümün pençesinden kurtulamaz. O da ölecek, sonra dirilecek veya yatıp subh-u haşırla gözlerini açacaktır.”  


Makale 
_____ Cemil Pınar______ 

Ali Uçar'ın ibretli bir rüyası 

Îman-Kur’an hizmetiyle tanıştığı günden beri durmak dinlenmek bilmeden fırtına gibi koşuşturan Ali Uçarın yıllar önce gördüğü ibretli bir rüya vardır.Yıl 1969lar. 



Sözler 
Ondördüncü Lem'a, İkinci Makàm 

'in binlerce sırrından altı sırrını izâh eder. 

 
 
 

Cevşenden Dualar 
Allahım

Senin isimlerinle Sana münacatımı arz ediyor ve onların şefaatine Sana niyaz ediyorum. 
Allahümme innî es'elüke biesmâike Yâ Allah 
Ey şefkat ve merhametinin eserleri kâinatı dolduran ve Cennet Onun isminin bir cilvesi, saâdet-i ebediye bir lem'ası ve dünyadakü bütün rızık ve nimetler bir katresi olan Rahmân
Yâ Rahîm 
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et. 

Sübhaneke ya lailâhe illa Entel Emanül Eman hallisna minen nar 

Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992  
 

Nurdan Bir Damla Fıtrat yalan söylemez. Bir çekirdekteki meyelân-ı nümuvv der: "Ben sünbülleneceğim, meyve vereceğim." Doğru söyler. Yumurtada bir meyelân-ı hayat var; der: "Piliç olacağım." Biiznillâh olur. Doğru söyler. Bir avuç su, meyelân-ı incimâd ile der: "Fazla yer tutacağım." Metîn demir onu yalan çıkaramaz; sözünün doğruluğu demiri parçalar. Şu meyelânlar, İrâdeden gelen evâmir-i tekvîniyenin tecellileridir, cilveleridir.
 
Bediüzzaman Said Nursi
 
Bediüzzaman Said Nursi, "Hakikat Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:453,  Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994
 
 
 
Nefis Muhasebesi, Zübeyir Gündüzalp  
Kusurlu, hatalı bir arkadaşınızın yanlışlarını yumuşaklıkla, hürmet ve tevâzu ile yalnız ona söyleyiniz. Kabullenmezse dahi, ikinci bir kimseye onun hakkında gıybet etmeyiniz. Birisinin kusurunu, kusuru düzelteceğim diye etrafa yaymak, şahsî kin, garaz, nefsin karışması gibi hallerin zorlamasının neticesidir. Veyahut fayda veriyorum zannıyla zararların üremesine sebep olan bir safdillik ve bilememezliktir. Başkalara yaymak değil, dâima ve dâima ona söylemektir. Söylerken de "Acaba, hakîkaten ve bizzat nefsü'l-emirde hata mıdır? Yoksa benim fikrime, görüşüme göre mi hatalıdır?" diye insan kendini murakebe etmelidir. . 
 
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996