|
Günahlardan kurtuluş, kötülüklerden arınma fırsatı
olan bir "Beraat Kandili"ni daha idrak ediyoruz. Bu mübarek gecenin İslam
alemine ve bütün insanlara kutlu olmasını Cenab-ı Allah'dan dileriz.
|
İdarecinin
sorumluluğu
Nimetin büyüklüğü ölçüsünde külfeti
vardır. Makamlar büyüdükçe sorumluluklar artar. Kişi maddeten ve mânen
yükseldiği ölçüde ağır bir yükün altına girmiş olur.
Fakir
olan biziz
Bizler herşeyin tek sahibi olan Rabbimizin
bir imtihan yeri olarak sunduğu şu dünya hayatında en iyiyi ve en güzeli
yapmakla sorumluyuz. Allah’ın bizler için seçip beğendiği İslâm dininin
gereklerini yerine getirmekten, Allah’ın rızasını kazanmak için çaba sarf
etmekten mesulüz.
Dokuzuncu
Söz
Namazın beş vakte tahsisini izah eder. |
Ey kemâlât-ı kibriyâsı mümkün ve mutasavver bütün mertebelerin üzerinde
bulunan ve mahlûkatı mektûbat-ı Samedâniye ve memurîn-i İlâhiye mertebelerine
çıkaran ve îman ve itaatle Ona intisab edenleri a'lâ-yı illiyîne yükseltip
fazl ve keremiyle ulvî derecelere mazhar eden Fâtır-ı Hakîm,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992
Duâ, bir sırr-ı ubûdiyettir. Ubûdiyet ise, hâlisen livechillâh
olmalı. Yalnız aczini izhâr edip, duâ ile O'na ilticâ etmeli; Rubûbiyetine
karışmamalı. Tedbîri O'na bırakmalı; hikmetine îtimat etmeli; rahmetini
ittiham etmemeli.
Bediüzzaman Said Nursî
Bediüzzaman Said Nursî, "Yirmi
Üçüncü Söz, Birinci Mebhas", Sözler, sayfa:287, Yeni Asya Neşriyat, Germany,
1993
Fenalık ve iftiralara ne kadar fecî bir surette maruz kalınırsa kalınsın,
mukabele-i bilmisil etmemek, tevbe ve istiğfara devam etmek, sabır ve tahammüle
çalışmak, öyle hâdiselerden ibret ve ders almak, mütecaviz ve müfterilerle
uğraşmamak, yüksek bir ahlâk ve kemâlâtın şiarındandır. Enbiyalar, velîler,
sulehalar ahlâkı ile ahlâklanmaktır.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996 |