Huzur
"Sana muasır bir vücut olamadığımdan müteessirim ey Muhammed (S.A.M.)
!" (1) Bu söz Hz. Muhammed' (S.A.M.)
den bin üçyüz sene kadar sonra yaşamış, Büyük Alman İmparatorluğu'nun kurucusu
Prens Bismark'a aittir. Yüz yüze görüşme imkânına sahip olamamasına rağmen,
Prens Bismark'ın Hz. Muhammed (S.A.M.) gıyabında "SEN" diye hitap etmesinde
belâğatın "iltifat" olarak adlandırılan latif bir nüktesi gizlidir. Şöyle
ki:
İki
yol (2)
Bir önceki yazıda insanın önünde iki yol bulunduğunu, bunlardan birinin
ebedî azaba giden gaflet yolu diğerinin ise sonsuz mutluluğa giden hak
yolu olduğunu yazmış ve ilkini seçenlerin vaziyetleri üzerinde durmuştuk.
Ancak, eğer insan ikinci yol olan, Kur’ân-ı Kerim’in rehberliğindeki ebedi
saadete giden hak yolunu seçerse ki bu zaten tek gerçek yoldur o zaman
kişiyi, dünyada ve ahirette baki kalacak bir huzur ve mutluluk bekler.
___
Cemil Pınar____
Ali
Uçar'ın ibretli bir rüyası
Îman-Kur’an
hizmetiyle tanıştığı günden beri durmak dinlenmek bilmeden fırtına gibi
koşuşturan Ali Uçar’ın
yıllar önce gördüğü ibretli bir rüya vardır.ıl 1969’lar.
İstanbul’da,
sahile yakın bir bölgede okuma programı düzenlenir. Seksen civarında öğrenci
vardır.
Beşinci
Söz
Namaz kılmakla beraber büyük günahlardan sakınmanın
insanın hakikî bir vazifesi olduğunu beyan eder.
İmân
kuvvetiyle kâinata meydan okuyan söz ve fikir sultanı Bediüzzaman Said
Nursî Hazretleri dünya konforundan uzak Emirdağındaki mütevazi odasında
Kur'ân-ı Kerim'i okurken...
|
Fıtrat yalan söylemez. Bir çekirdekteki meyelân-ı nümuvv
der: "Ben sünbülleneceğim, meyve vereceğim." Doğru söyler. Yumurtada bir
meyelân-ı hayat var; der: "Piliç olacağım." Biiznillâh olur. Doğru söyler.
Bir avuç su, meyelân-ı incimâd ile der: "Fazla yer tutacağım." Metîn demir
onu yalan çıkaramaz; sözünün doğruluğu demiri parçalar. Şu meyelânlar,
İrâdeden gelen evâmir-i tekvîniyenin tecellileridir, cilveleridir.
Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman Said Nursi, "Hakikat
Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:453, Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994
Dost FM'den derlenen
Hakkı Yılmaz tarafından hazırlanan Kelimeler ve Kavramlar proğramından
"Lümme-i Şeytanîye" isimli sohbeti yukarıdaki "bugünkü
sohbet" imgesine tıklayarak dinleyebilirsiniz. Diğer sohbetlerimiz
ve yardım için anasayfa-yardım imgesine tıklayınız.
7.1-7.10
Ey atâsına nihâyet bulunmayan Rahîm-i Zülkemâl,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992
İslâm muaşeret, edep ve terbiyesine riayet etmeden, nefis ve tehevvürüne
kapılarak, dahilî hizmet mensuplarına hariçtekilere dahi yapılmayacak bed
muameleyi yapmaktır. Bu kötü hissiyat zararlı netice doğurunca, "Ben sebep
oldum, özür dilerim" olgunluğunu göstermeyerek, zararlı neticeyi acib bir
halet-i ruhiye ile karşısındaki arkadaşına yüklemektir. Taraflar dahi şahısların
umumunun alâkadar olduğu umumî bir meselede, iki taraf da birbirini sabit
fikirlilikle itham ederek, müessese hizmetine dinamit koyarak umumun zararına
sebep olmalarıdır.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996. |