Yanlış Tanıtılmaya Çalışılan
Bir Dahi: Bediüzzaman Said Nursî
III-Sosyal
ve Siyasi Hayata Ait İslamın Yüce Düsturlarını İzah Etmiştir
Bedîüzzaman, sadece nazariyat insanı değil, aynı zamanda üç devir görmüş
yani mutlâkıyet, meşrutiyet ve cumhuriyeti yaşamış bir tatbikat adamıdır.
Kendi şahsî ubûdiyetini asla ihmâl etmediği gibi, başta Osmanlı Devleti
ve daha sonra da Türkiye olmak üzere, bütün âlem-i İslamda ve hatta tüm
dünyada meydana gelen siyasî ve sosyal hâdiseleri de islamın ulvî düsturlarına
göre değerlendiren ve tesbitini islama göre yapan nâdide bir dava adamıdır.
Zaman, hep onu haklı çıkarmış ve aksi fikirde olanları utandırmıştır. Şimdi
tesbitlerinden bir iki misal verelim:
Onuncu
Söz
___ Mü'mine
Güneş ___
Dost
Arayışı
Âşık Veysel neden “Benim sadık yarim kara topraktır.” diyordu? Dost
nerdeydi? Toprak nasıl bir dosttu? Mütevaziliğin, alçak gönüllülüğün, kendini
içindeki mükemmel tohumlara feda etmişliğin ve sümbüllenişlerin menbası
olan toprak nasıl bir hazine idi?
İmandan
kaynaklanan cesaret
Bediüzzaman gönüllü alay komutanı olarak talebeleriyle birlikte katıldığı,
büyük kahramanlıklar gösterdiği Kafkas cephesinde 1916 yılında esir düşer,
Rusya’nın Kosturma şehrindeki esirler kampına gönderilir. Burada oldukça
ilginç bir hadise yaşanır. Birgün Rus başkomutanı Nikola Nikolaviç esirleri
teftişe gelir. Herkes ayağa kalktığı halde bir kişi ayağa kalkmaz. Bu Bediüzzaman’dır.
Başkomutan ikinci, hatta üçüncü kez önünden geçtiği halde yine kalkmadığını
görür ve tercüman vasıtasıyla sordurur:
|
Lezâiz çağırdıkça,"Sanki yedim"
demeli. "Sanki yedim"i düstur yapan, Sanki Yedim nâmındaki bir mescidi
yiyebilirdi; yemedi.
Bediüzzaman Said Nursî
Bediüzzaman Said Nursî, "Hakikat
Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:460, Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994
Dost FM'den derlenen
Adem Öztürk'ün Ölüm Gerçeği isimli programını yukarıdaki "bugünkü
sohbet" imgesine tıklayarak dinleyebilirsiniz. Yardım imgesine tıklayarak
yardım alabilirsiniz.
1.1-1.10
Allahım,
Senin isimlerinle Sana münacatımı arz ediyor ve onların şefaatine Sana
niyaz ediyorum.
Ey herşeyi hikmetle yapan, her işi hikmetle gören ve bütün intizâmâtın
ve nizamların ve muvâzanelerin menşei olan hikmetinin eserleri müdebbirâne,
mürebbiyâne eşyâda, menfaatlerinde ve maslahatlarında görünen Hakîm,
Ey ezelden beri zât ve sıfât ve esmâsıyla var olan ve hâdis ve gelip
geçici mevcûdâta müşâbehetten hadsiz derecede münezzeh ve mukaddes bulunan
Kadîm,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992
İRADE TERBİYESİ VE NEFSE HAKİMİYET
İrademi kuvvetlendirmekten ibaret olan gayem bir defa vazıh bir surette
meş'ur oldu mu, bilhassa çalışmak hususunda iradem şuurlaştı mı, bütün
haricî âlemden ahvalden ve bütün intibalardan his ve fikrimi çekip kurtarmalıyım.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996. |