Îmân-ı
Tahkikî
Mektubuma orada bulunan kardeşlerime muazzez Üstadımızın bir cümlesini
hatırlatarak başlamak istiyorum. "Fakat bu şuhûr-u selâse çok kıymettardır;
Leyle-i Kadr'in sırrıyla seksen sene bir ömrü kazandıracak bir vakitte,
en iyi, en efdal şeylerle meşgul olmak lazım geliyor. İnşaallah Kur'ân'a
ait mesâille iştigal, bir nevî mânevî mütefekkirâne Kur'ân okumak hükmündedir.
Hem ibadet, hem ilim, hem mârifet, hem tefekkür, hem kırâet-i Kur'an manaları
risâlelerin istinsah ve mütalâalarında vardır itikadındayız. Zaten bu ciheti
siz takdir etmişsiniz." (1)
Onuncu
Söz
Bil
Ey Nefsim
Modern zamanların anlayışı, bilgi edinmeyi insanın nefsinden bağımsız
bir hale getirmiştir. Öyle ki, modern bilime göre, bilginin kaynağı eşyanın
bizzat kendisidir ve aklını kullanan ve yeterli inceleme cihazları olan
herkese kâinatın kapıları açıktır. Gözle görünür ve elle dokunulur herşey
hakkında nefsî hâletimiz ne olursa olsun bilgi edinebiliriz.
Ödünç verilmiş nimet: hayat
İnsanoğlu, kâinattaki mevcudatın vasıf ve özelliklerini çok iyi bildiği
halde hayatı insanı ve kâinatı yoktan vareden esas varlığı tanımıyor, hatta
onun üzerinde düşünmek bile istemiyor. Hayatın derin mânâsı onu ilgilendirmiyor.
Güneşin, ayın mahiyetini öğrenmek için tüm imkânlarını ve vaktini seferber
eden insan onları bulunduklerı yere hassas ölçü ve mizanlarla kimin yerleştirdiğini
aklına getirmiyor. “Hayat apartmanı yıkılıyor, ömür tayyaresi şimşek gibi
geçiyor. Zaman da sel dolaplarını süratle çalıştırıyor” hakikatinden uzak
bir hayat sürüyor.
|
İnsanlarda velî, Cumâda dakika-i icâbe, Ramazan'da
Leyle-i Kadir, Esmâ-i Hüsnâda İsm-i Âzam, ömürde ecel meçhul kaldıkça,
sâir efrad dahi kıymettar kalır, ehemmiyet verilir. Yirmi sene sonra müphem
bir ömür, nihayeti muayyen bin sene ömre müreccahtır.
Bediüzzaman Said Nursî
Bediüzzaman Said Nursi, "Hakikat
Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:460, Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994
Dost FM'den derlenen
Adem Öztürk'ün Ölüm Gerçeği isimli programını yukarıdaki "bugünkü
sohbet" imgesine tıklayarak dinleyebilirsiniz. Yardım imgesine tıklayarak
yardım alabilirsiniz.
1.1-1.10
Allahım,
Senin isimlerinle Sana münacatımı arz ediyor ve onların şefaatine Sana
niyaz ediyorum.
Ey zât ve sıfât ve esmâsında kaim ve bâkî olan, kıyâm ve bekası için
hiçbir sebebe hiçbir vecihle muhtaç bulunmayan ve zevâl ve fenâ şüphesinden
nihâyet derecede münezzeh olan Mukîm,
Ey bütün zîhayatları zevk ve sefâlarına yardım edecek binler iştihâ
ve duygu ve âlet ve cihazlarla teçhiz ve tezyin edip nihayetsiz rahmet
hazinelerinin süslü ve tatlı nimetlerini önlerine seren ve umum masnûâtın
hilkatindeki tezyinat ve terbiyesindeki inâyet-i tâmme üzerinde hadsiz
keremi tezâhür eden Kerîm,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992
İRADE TERBİYESİ VE NEFSE HAKİMİYET
Gaye ve maksatta muvaffak olmanın sırrı şudur: Maksat ve gayeye faydalı
olan bir şeyden istifade etmektir. Onun haricindeki şeylerde meşguliyeti
mâlâyani addetmek, lüzumsuzluğuna inanmaktır.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996. |