HUZUR
"Sana muasır bir vücut olamadığımdan müteessirim ey Muhammed (S.A.M.)
!" (1) Bu söz Hz. Muhammed' (S.A.M.)
den bin üçyüz sene kadar sonra yaşamış, Büyük Alman İmparatorluğu'nun kurucusu
Prens Bismark'a aittir. Yüz yüze görüşme imkânına sahip olamamasına rağmen,
Prens Bismark'ın Hz. Muhammed (S.A.M.) gıyabında "SEN" diye hitap etmesinde
belâğatın "iltifat" olarak adlandırılan latif bir nüktesi gizlidir. Şöyle
ki:
İslâm’ın
Çevreye Bakışı
Öncelikle belirtelim ki, İslam’a göre bütün kainat Allah tarafından
yaratılmıştır Gökleri güneş, ay ve yıldızlarla; yeryüzünü çiçekler, ağaçlar,
bağlar, bahçeler ve çeşitli hayvan türleriyle süsleyen Allah’tır. Yeryüzünde
suları akıtan, gökleri (direksiz) tutan, yağmurları yağdıran, gece ve gündüz
arasındaki sınırı koruyan yine Allah’tır. Kainat bütün zenginliği ve canlılığıyla
Allah’ın, yani kainatın yaratıcısının eseri ve sanatıdır. Bitkileri ve
hayvanları çift olarak yaratan ve onların çoğalmasını sağlayan da yine
Allah’tır. Allah daha sonra da insanoğlunu yaratmıştır.
Altıncı
Söz
Cenâb-ı Allah'ın bize emanet verdiği nefis ve
malı O'nun istediği surette kullanmanın insan için ne kadar önemli olduğunu
beyan eder.
___ Mü'mine
Güneş ___
Dost
Arayışı
Âşık Veysel neden “Benim sadık yarim kara topraktır.” diyordu?
Dost nerdeydi? Toprak nasıl bir dosttu? Mütevaziliğin, alçak gönüllülüğün,
kendini içindeki mükemmel tohumlara feda etmişliğin ve sümbüllenişlerin
menbası olan toprak nasıl bir hazine idi?
Milletin
îmanının selâmeti için
Beni nefsini kurtarmayı düşünen hodgam bir adam mı zannediyorlar? Ben
cemiyetin îman selâmeti yolunda âhiretimi de fedâ ettim. Gözümde ne Cennet
sevdası var, ne Cehnnem korkusu. Cemiyetin, yirmi beş milyon [şimdi yetmiş
milyon) Türk cemiyetinin îmanı namına bir Said değil, bin Said fedâ olsun.
Kur’ân’ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa Cenneti de istemem; orası da bana
zindan olur. Milletimizin îmanını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri
içinde yanmaya razıyım. Çünkü, vücudum yanarken gönlüm gül gülistan olur.”1
Böyle diyor Bediüzzaman Said Nursî. Şu ifadeler de ona ait:
|
Mâdem küfürde ve şirkte nihayetsiz müşkülât ve ıztırâbât
var; elbette o yol muhâldir, hakikati yoktur. Mâdem Tevhidde, mevcudâtın
yaratılışındaki sühûlete ve kesrete ve hüsn-ü sanatına muvâfık olarak nihayetsiz
sühûlet ve kolaylık var; elbette o yol vâciptir, hakîkattir.
Bediüzzaman Said Nursî
Bediüzzaman Said Nursî, "Otuz
Üçüncü Söz", Sözler, sayfa:604, Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1993.
Dost FM'den derlenen
Esma-ü Hüsna isimli Muhammed Bozdağ'ın sohbetini yukarıdaki "bugünkü
sohbet" imgesine tıklayarak dinleyebilirsiniz. Diğer sohbetlerimiz
ve yardım için anasayfa-yardım imgesine tıklayınız.
7.1-7.10
Ey umum zîhayatın ipham ünvanı altında bir kanun-u taayyüne bağlı olan
ecellerini vakti vaktine kazâ eden Kadîr-i Hakîm,
Ey her dertlinin ahına ve her mazlumun şekvasını işiten ve dinleyen
Mücîb-i Rahîm,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992
BAŞARIYA GÖTÜREN PRENSİPLER
Bütün tehlike okuyamamaktan çıkıyor.
Okuyamamaktan kork.
Harfi harfine kitabî ol.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996.
...Bediüzzaman, her ne kadar manzum olarak kelâm serdetmese de bir şairdir.
Hatta Bediüzzaman şair bir nefis, ince bir ruh, müştak bir kalp, ince ve
narin bir vicdan sahibidir. Büyük şair olma sıfatlarının hepsine sahiptir.
Ancak o, şiir söylememiştir. Yani o, tıpkı şairlerin nazım olarak yazdıkları
gibi manzum ifadeler kullanmamıştır. Ancak Mesnevî isimli eserinde söyledikleri
nesr üslubunun ayırdedici özelliklerini, şekil ve kalıp olarak bir takım
vasıflarını taşıyor olsa bile, şairane bir ruha sahiptir. Fikirlerindeki
derinlik, manalardaki inceliğin yanısıra kulağa ve ruha hoş gelen ifadeler
yüklüdür.
Dr. Hasan el-Emrani, "Mesnevi-i
Nuriye Metinlerinin Poetik Yönü", 3. Uluslarası Bediüzzaman Sempozyumu,
sayfa: 701, Yeni Asya Yayınları, İstanbul, 1996. |