ezgiyi çalSohbet Ana SayfasıReal Player'i YükleBugünkü DuaCevsen Ana SayfasıReal Player'i Yükle
Nur Mektubu 
18 Nisan 1998 Cumartesi  Günlük mektubunuz  
Mektuplar İsmail Yakup 

İslâm Medeniyeti 

    Hakkını vererek anlatabilmek için ciltler dolusu yazmak lazım. Şunu belirtmek gerekir ki insanoğlunun bugün ulaştığı muasır medeniyet seviyesi tamamiyle İslâm kültürünün bir sonucudur. (1) Hristiyanlığın zuhurundan en aşağı onbeş asır sonra teşekkül etmiş bir Avrupa medeniyeti nasıl olur da hristiyanlığa izafe edilebilir? (2)
Cevre Yazilari 

Sosyal Çevrenin Temizliği 

    Çevre sağlığı denince hatıra gelen en önemli konulardan biri de müşterek çevre temizliğidir. Müşterek çevremiz bilindiği gibi yollar, ibadethaneler, okullar, parklar, çocuk bahçeleri, stadyumlar, mesire-piknik yerleri, helalar, sahiller ve bütün kurumlardır. 
 Sözler 

Onuncu Söz

    Haşir hakkındadır. (Devam)
 
 Makale, Mü'mine Güneş 
___ Mü'mine Güneş ___ 
 
Yalnız yolcu 
    Yalnız bir yolcu. Dünya memleketinin, Ankara şehrinde, ezel ve ebed arasında, insanlar için zaman diye biçilip ihsan edilmiş bir vakit dilimciğinin, kendisine ait parçası içinde, yalnızlığını ve yolculuğunu derinden hissederek, bir imtihanda olduğunun bilincini kafasına yüklemiş, Kızılay denen bir muhitin caddelerinde değil. Belki herkes yalnızlık içinde.
Mesaj 

Bediüzzaman'ı nasıl tanıyorlardı? 

    Bediüzzaman’ın, Ankara’da kendisine yapılan câzip tekliflere rağmen, ısrarlara rağmen Ankara’yı terk edip Van’ın Erek Dağında bir mağaraya çekildiğini biliyoruz. Farklı bir döneme adım atan Bediüzzaman buradayken kendini bütün bütün ilim, ibadet ve tefekküre veriyor. Geceleri mutlaka teheccüde kalkıyor, namaz kılıyor, bolca dua ediyor. Yazın burada, kışın da Van’da kardeşi Abdülmecid’in yanında ve Nurşin Camiinde kalıyor. Böylece iki yıl geçiyor. Bu esnada bir kısım da talebeler yetiştiriyor. Yetişmiş elemana çok büyük önem veren Bediüzzaman bir gün talebelerine Van gölündeki Akdamar adasını kastederek şöyle dediğini görüyoruz:  
 
 Nurdan Bir Damla    Evet, her hakîki hasenât gibi, cesaretin dahi menbâı îmandır, ubûdiyettir. Her seyyiât gibi, cebânetin dahi menbâı dalâlettir.
 
Bediüzzaman Said Nursî
 
Bediüzzaman Said Nursî, "Üçüncü Söz", Sözler, sayfa:25, Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994.
 
 

Dost FM'den derlenen Hakkı Yılmaz tarafından hazırlanan Kelimeler ve Kavramlar proğramından "Lümme-i Şeytanîye" isimli sohbeti yukarıdaki "bugünkü sohbet" imgesine tıklayarak dinleyebilirsiniz. Diğer sohbetlerimiz ve yardım için anasayfa-yardım imgesine tıklayınız. 
 

 

1.1-1.10 
 
Yâ Hakîm 
Ey herşeyi hikmetle yapan, her işi hikmetle gören ve bütün intizâmâtın ve nizamların ve muvâzanelerin menşei olan hikmetinin eserleri müdebbirâne, mürebbiyâne eşyâda, menfaatlerinde ve maslahatlarında görünen Hakîm

Yâ Kadîm 
Ey ezelden beri zât ve sıfât ve esmâsıyla var olan ve hâdis ve gelip geçici mevcûdâta müşâbehetten hadsiz derecede münezzeh ve mukaddes bulunan Kadîm,  

 Sübhaneke ya lailâhe illa Entel Emanül Eman hallisna minen nar 
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et. 

Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992   

Bediüzzaman ve Risale-i Nur hakkında Ne Dediler 

Üniversitede iken Risale-i Nur tercümelerini tanıdım. Allah'ın lütfu ile, bu eserleri okuduğumda, tercümesinden Kuran-ı Kerim okumaya başladığımda, herşeyin daha bir tutarlılık kazandığını gördüm. Ben, dinsiz maziye sahip bir batılı olarak, kainatın Yaratıcısını Bediüzzaman'ın eserlerinden öğrendim. 

Meryem Weld 
Köprü, sayfa: 3, Kış 1995.
 

Nefis Muhasebesi, Zübeyir Gündüzalp  

BAŞARIYA GÖTÜREN PRENSİPLER 

Herşey, her mesele okumakla halledilir. Zira eserlerde hepsi var. Fakat insan görmüyor. 

Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996.