Yanlış
Tanıtılmaya Çalışılan Bir Dahi:
Bediüzzaman
Said Nursi
1293 Rumi ve 1876 miladî yılında Bitlis'in Hizan kazâsının Nurs Köyünde
dünyaya gelen, 22 Mart 1960 tarihinde Urfa'da dar-ı bekâya intikal eden
Bedîüzzaman gibi 80 kusur sene dolu bir hayat yaşamış bir dahi ve müceddid
hakkında, bu kısa yazı içerisinde doyurucu bir şeyler söylememizi bizden
beklememelisiniz. Ancak "bir şey tamamen elde edilemese de, tamamıyla
da terkedilmemeli" kâidesince, denizden bir katre mesâbesinde, ba'zı
hakikatleri burada ifade etmek istiyorum. Söyleyeceklerimizi ana başlıklarıyla
özetleyeceğiz:
Onuncu
Söz
Haşir hakkındadır. (Devam)
"Beyin
Yorulmaz" mı?
Geçtiğimiz haftaki yazımızda insan beyninin yorulmadığını, beynin dinlenmesi
için hiç bir şey yapmadan oturmayı tercih edenlerin bu suretle çalışma
performanslarını azalttıklarını idda etmiştik. Nihayet beklediğimiz itiraz
değerli dostum Faruk Meral’den geldi.
Bağbozumu
Ilık bir Eylül günü, ikindi vakti bizim bahçeye uğradı güz. Bal sarısı,
kükürt rengi, kül rengi, taprak rengi, kahverengi, tuğla kızılı yapraklara
sardı toprağı. Sarı, solgun bir gölge vurmuş gibiydi bahçeye.
Bilim
dinin emrindedir
(Şeytan) Dedi ki: “Rabbim, öyleyse onların dirilecekleri güne kadar
bana süre tanı.” (Sad Suresi, 79) Dedi ki: “Senin izzetin adına andolsun,
ben onların tümünü, mutlaka kışkırtıp azdıracağım. Ancak onlardan muhlis
olan kulları hariç.” (Sad Suresi, 82-83)
|
Âhiret gibi dünya saadeti dahi,
ibadette ve Allah'a asker olmaktadır.
Bediüzzaman Said Nursî
Bediüzzaman Said Nursî, "Üçüncü
Söz", Sözler, sayfa:25, Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994.
Dost FM'den derlenen
Hakkı Yılmaz tarafından hazırlanan Kelimeler ve Kavramlar proğramından
"Lümme-i Şeytanîye" isimli sohbeti yukarıdaki "bugünkü
sohbet" imgesine tıklayarak dinleyebilirsiniz. Diğer sohbetlerimiz
ve yardım için anasayfa-yardım imgesine tıklayınız.
1.1-1.10
Ey zât ve sıfât ve esmâsında kaim ve bâkî olan, kıyâm ve bekası için
hiçbir sebebe hiçbir vecihle muhtaç bulunmayan ve zevâl ve fenâ şüphesinden
nihâyet derecede münezzeh olan Mukîm,
Ey bütün zîhayatları zevk ve sefâlarına yardım edecek binler iştihâ
ve duygu ve âlet ve cihazlarla teçhiz ve tezyin edip nihayetsiz rahmet
hazinelerinin süslü ve tatlı nimetlerini önlerine seren ve umum masnûâtın
hilkatindeki tezyinat ve terbiyesindeki inâyet-i tâmme üzerinde hadsiz
keremi tezâhür eden Kerîm,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992
Said
Nursî) cahilliği yok etmek ve dini ilimleri yaymak için büyük bir gayretle
kolları sıvadı. Bu amaçla ebedî, hayat ve enerji dolu, problem ve meseleleri
çözen, muammaları keşfeden, her zaman ve mekanın ihtiyaçlarına cevap vermeye
elverişli bir kitap olarak Kuran-ı Kerim'i inceden inceye araştırmaya koyuldu.
Dini ilimlerin yanısıra, yeni ilimlerde de derin bir vukufiyete sahipti.
Kısacası o, klasik ve modern ilimleri kendisinde toplamıştı.
Ebu'l Hasen en-Nedvi, "Bediüzzaman
ve Davası," 3. Uluslarası Bediüzzaman Sempozyumu,
sayfa: 50, Yeni Asya Yayınları, İstanbul, 1996..
BAŞARIYA GÖTÜREN PRENSİPLER
Oku, oku, her gün oku. Okudukça oku ki, ruhun nur-u İlahî ile parlasın.
Kalbin nur-u Kur'anla temizlensin. Aklın nur-u İslamla işlesin ve yükselsin.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996. |