Yanlış Tanıtılmaya Çalışılan
Bir Dahi: Bediüzzaman Said Nursi
II-Bediüzzaman,
Büyük Bir İslam Alimi ve Asrın Müceddididir
Bedîüzzaman'ın ilmî şahsiyeti de, islam âleminde ve Türkiye dışında
bütün dünyada tam olarak takdir edildiği halde, Türkiye'de özellikle ilim
adamları çevresinde yeterince tanınmamıştır. Bunda, yapılan menfî propagandaların
tesiri büyüktür. Bir zamanlar, ilâhiyât öğretim üyelerinin Doç. yahut Prof.
olabilmeleri için, Bedîüzzaman ve onun 6.000 küsur sayfayı bulan Risâle-i
nur adlı eserleri aleyhinde konferans yahut makale bulunması şartı arandığını,
hâdiseyi yaşayan hocalarımız anlatmaktadır.
Altıncı
Söz
Cenâb-ı Allah'ın bize emanet verdiği nefis ve
malı O'nun istediği surette kullanmanın insan için ne kadar önemli olduğunu
beyan eder.
Reşha
Mesleği
Risale-i Nur’un benim için belki de en anahtar risalesi olan Yirmidördüncü
Söz’ün en kritik ve de en çetrefilli kısmı ise, “İkinci Dal”dır. Her sayfasında
tekrar tekrar dallanıp budaklanan bu dal’ı her veçhesiyle kavradığımı sanmıyorum;
ama burada sözü edilen ‘reşha mesleği’nin, Risale-i Nur mesleğinin en iyi
sembolik özeti olduğunu düşünüyorum.

Ömer Sevinçgül
Kulluğum
Sultanlığımdır
Hatırlıyorum, bir tanıdığım 'Niçin namaz kılıyorsun?' diye sormuştu
da hemen cevap vermek yerine, başka bir soruyla mukabele etmiştim: 'İlletini
mi öğrenmek istiyorsun, hikmetini mi?' Şaşırmış, 'bu ne demek oluyor' demişti.
Şöyle bir açıklama yapmıştım: 'İllet, hakiki sebep demektir. Hikmet ise,
gözetilen fayda ve menfaat.'
Tebliğ
cesaret ister
İnsanlar vardır, inandıkları doğruları gerektiği zaman, gerektiği yerde
söyleme cesareti gösteremezler. Oysa öyle an gelir ki o doğrunun mutlaka
söylenmesi gerekir. Tâ ki hakkın üstünlüğü bilinsin, yanlışlıklar ortaya
çıksın, yanlışçılar yanlışlarından vazgeçsin veya onu yayma, uygulama cesareti
bulamasınlar. Bilhassa kalabalıkları sürükleyebilecek insanlara bir “Dur!”
mahiyetinde olan bu tip hatırlatmalara büyük ihtiyaç vardır. Hadis-i şerifte,
“En büyük bir cihadın, zalim bir devlet başkanına karşı doğruyu söylemek”(1)
olarak gösterilmesi bu açıdan büyük bir önem arz eder.
|
Zîrâ, helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama
girmeye hiç lüzum yoktur. Ferâiz-i İlâhiye ise hafiftir, azdır. Allah'a
abd ve asker olmak, öyle lezzetli bir şereftir ki, târif edilmez. Vazife
ise, yalnız bir asker gibi, Allah nâmına işlemeli, başlamalı. Ve Allah
hesâbiyle vermeli ve almalı. Ve izni ve kânunu dairesinde hareket etmeli,
sükûnet bulmalı. Kusur etse istiğfar etmeli: "Yâ Rab, kusurumuzu affet.
Bizi Kendine kul kabul et. Emânetini kabzetmek zamanına kadar bizi emânette
emîn kıl. Amin!" demeli ve O'na yalvarmalı.
Bediüzzaman Said Nursî
Bediüzzaman Said Nursî, "Altıncı
Söz", Sözler, sayfa:30, Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994.
Eyüp Otman tarafından sözleri yazılıp, Ali Oktay tarafından bestelenen
Aziz Üstadım
adlı ezgiyi "ezgiyi çal"
imgesine tıklayarak dinleyebilirsiniz. Diğer ezgiler, sohbetler ve yardım
için ana sayfa-yardım imgesine tıklayınız.
2.1-2.10
Ey kemâlât-ı kibriyâsı mümkün ve mutasavver bütün mertebelerin üzerinde
bulunan ve mahlûkatı mektûbat-ı Samedâniye ve memurîn-i İlâhiye mertebelerine
çıkaran ve îman ve itaatle Ona intisab edenleri a'lâ-yı illiyîne yükseltip
fazl ve keremiyle ulvî derecelere mazhar eden Fâtır-ı Hakîm,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992
Ömer Sercan
Ölüm
son değildir
Kime hizmet ediyor da
Yıldızlar kayıyor?
Güneş denen o harika
Nasıl ışık yayıyor?
BAŞARIYA GÖTÜREN PRENSİPLER
Satır satır, kelime kelime okumak.
Hizmet hizmet derken şahsî dersini unutanın hizmeti muvakkat olur.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996. |