Hedefin
Tanımlanması
Başarıya götüren “hedef belirleme “ çalışmasının ilk aşamasını “hedefin
tanımlanması” teşkil eder. Hemen herkes zihninde bir hedef ya da gönlünde
bir aslan taşır. Ama neredeyse hemen hiç kimse gönlünde taşıdığının boşlukta
sallanan bir hayal veya avuntu olduğunu bilmez.
Onuncu
Söz
Haşir hakkındadır.(Devam)

"Hz. Mevlâna benim zamanımda gelseydi, Risâle-i Nur'u; ben onun zamanında
gelseydim, Mesnevî'yi yazardım. Onun hizmeti Mesnevî tarzındaydı, şimdi
ise Risâle-i Nur tarzındadır."
_____
Cemil Pınar______
Neyi
Dert Ediyorsanız
İlâhiyat Fakültesinde iken Kur’ân dersi hocamız Emin Işık Beyin anlattığı
ilginç nükteler vardı. Kendine has jest ve mimikleriyle esprili olaylar
anlatır, hem güldürür, hem ibrat almamızı sağlardı.
Gözler
nur-u imanla ışıklanırsa
“Bir Münim-i Kerim, maddî ve manevî nimetlerin lezizleriyle perverde
ediyor. Bir Celil-i Cemil, şu mevcudatın ayinelerinde kibriya ve kemalini
ve celal ve cemalini izhar edip nazar-ı dikkati celb ediyor. Bir Ganiyy-i
Mutlak, bir sehamet-i mutlak içinde nihayetsiz servetini, hazinelerini
gösteriyor.O Fatır-ı Zülcelal, yeryüzünü bir sergi hükmünde yapmış. Bütün
antika sanatlarını orada teşhir ediyor.
|
Îman hem nurdur, hem kuvvettir.
Evet, hakîki îmanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve îmânın
kuvvetine göre, hâdisâtın tazyikatından kurtulabilir.
Bediüzzaman Said Nursî
Bediüzzaman Said Nursî, "Yirmi
Üçüncü Söz, Birinci Mebhas", Sözler, sayfa:284, Yeni Asya Neşriyat, Germany,
1993
Dost FM'den derlenen
Hakkı Yılmaz'ın Aşk-ı beka isimli programını yukarıdaki "bugünkü
sohbet" imgesine tıklayarak dinleyebilirsiniz. Yardım imgesine tıklayarak
ses dosyalarımız hakkındaki açıklamaları okuyabilirsiniz.
6.1-6.10
Ey tasarrufat ve hükümranlığına karşı herşey nihayet derecede itaat
ve inkıyat altında bulunan Zât-ı Vâkid-i Kahhâr,
Ey havf ve haşyeti altında herşey nihayet derecede zelîl ve selûl bulunan
Zât-ı Kebîr-i Müteâl,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992
Bunca zaman geçmesine rağmen Bediüzzaman'ın ne "bilgi"li aydın kesimimiz,
ne de "hikmet"li "ilim" kesimimiz tarafından anlaşılamaması, aydınımızın
Batı'yı bilmemesi ve Bediüzzaman gibi onlarca son derece "marjinal" birine
kafa yormanın lüks sayılması; "hikmet"li kesimimizin ise bu tip konularla
ilgilenmeye henüz yeni başlamasına bağlanabilir. Özellikle "hikmet"li kesimimizin
Hegel ve Weber gibi Batı'lı dehalarla ilgilenmeye başlaması zorunlu olarak
Bediüzzaman'ı da gündemlerine almalarını sağlayacaktır.
Doç. Dr. Bünyamin Duran, "İman Safhasından
Şeriat Safhasına; Ya da Esnaf İslamından Seçkinci (Müçtehid) İslamına,"
Köprü, sayfa: 40, Kış 1995.
İRADE TERBİYESİ VE NEFSE HAKİMİYET
Fikirler hisler ile beslenir, kuvvet bulur. Fikir kendi başına bir kuvvet
değildir. His ve heyecan, onun mücadele için, muvaffak olabilmesi için
muhtaç olduğu kuvvet menbaıdır. Fikrin mücadelede muvaffak olabilmesi için
iki kuvvete ihtiyacı vardır. O da his ve heyecandır.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996. |