Yanlış
Tanıtılmaya Çalışılan Bir Dahi:
Bediüzzaman
Said Nursi
1293 Rumi ve 1876 miladî yılında Bitlis'in Hizan kazâsının Nurs Köyünde
dünyaya gelen, 22 Mart 1960 tarihinde Urfa'da dar-ı bekâya intikal eden
Bedîüzzaman gibi 80 kusur sene dolu bir hayat yaşamış bir dahi ve müceddid
hakkında, bu kısa yazı içerisinde doyurucu bir şeyler söylememizi bizden
beklememelisiniz. Ancak "bir şey tamamen elde edilemese de, tamamıyla
da terkedilmemeli" kâidesince, denizden bir katre mesâbesinde, ba'zı
hakikatleri burada ifade etmek istiyorum. Söyleyeceklerimizi ana başlıklarıyla
özetleyeceğiz:
Altıncı
Söz
Cenâb-ı Allah'ın bize emanet verdiği nefis ve
malı O'nun istediği surette kullanmanın insan için ne kadar önemli olduğunu
beyan eder.
Hedefe
Kilitlenme
Hedefin (stratejik planın) gerekli aşamalarıyla belirlenmesinin ardından
sıra bu planın hayata geçirilmesine gelir. Bunun başarılmasını sağlayacak
kesin yol “hedefe kilitlenme” veya “hedefle bütünleşme” şeklinde ifade
edilebilir.
Bil
Ey Nefsim
Modern zamanların anlayışı, bilgi edinmeyi insanın nefsinden bağımsız
bir hale getirmiştir. Öyle ki, modern bilime göre, bilginin kaynağı eşyanın
bizzat kendisidir ve aklını kullanan ve yeterli inceleme cihazları olan
herkese kâinatın kapıları açıktır. Gözle görünür ve elle dokunulur herşey
hakkında nefsî hâletimiz ne olursa olsun bilgi edinebiliriz.
İki
yol (2)
Bir önceki yazıda insanın önünde iki yol bulunduğunu, bunlardan birinin
ebedî azaba giden gaflet yolu diğerinin ise sonsuz mutluluğa giden hak
yolu olduğunu yazmış ve ilkini seçenlerin vaziyetleri üzerinde durmuştuk.
Ancak, eğer insan ikinci yol olan, Kur’ân-ı Kerim’in rehberliğindeki ebedi
saadete giden hak yolunu seçerse ki bu zaten tek gerçek yoldur o zaman
kişiyi, dünyada ve ahirette baki kalacak bir huzur ve mutluluk bekler.
Doğru seçimi yapan müminler, kendilerini güzel bir teslimiyetle Rablerine
teslim etmenin, bütünüyle ahiret yurdunu düşünüp anmanın, onun için çalışmanın
verdiği huzur ve rahatlığı yaşarlar.
|
İhsân-ı İlâhiden fazla ihsan,
ihsan değildir. Herşeyi, olduğu gibi tavsif etmek gerektir.
Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman Said Nursi, "Hakikat
Çekirdekleri", Mektubat, sayfa:458, Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994
Dost FM'den derlenen
Hakkı Yılmaz'ın Aşk-ı beka isimli programını yukarıdaki "bugünkü
sohbet" imgesine tıklayarak dinleyebilirsiniz. Yardım imgesine tıklayarak
ses dosyalarımız hakkındaki açıklamaları okuyabilirsiniz.
6.1-6.10
Ey izin ve iradesiyle zemini zevilhayata makarr ve mesken yapan ve
bütün sekene ve müştemilâtıyla bereber sükûnet içinde tanzim ve teshir
ve tedbir ve tedvir eden Zât-ı Zülkemâl,
Ey memleketinin ahalisine zulmetmekten ve hukukları zâyi etmekten hadsiz
derecede münezzeh olan ve hiçbir zulüm hiçbir vecihle Ona yanaşamadığını
âhiretin icadıyla gösteren Zât-ı Âdil-i Rahîm,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992
Risale-i Nur'lar, müsbet fen ilimlerinin yaradılıştan başlayarak kainat,
insan, astronomi, atom, madde ilişkileri, fen ve felsefe karşılaştırmaları,
biyolojik kavramlar -hatta botanik, zooloji ve mikrobiyoloji genellemeleriyle
dahi- tabiat, coğrafya, fizik, pisikoloji, sosyoloji ve metafiziğe kadar
ilim nev'inden her konuyu, satırlarına, ikna edici deliller, ispatlar,
dil ustalığı ve kabul ettiriciliğiyle nakşetmiştir.
Gökçe Ok, "Risale-i Nur'larda Fen
İlimleri Felsefesine Bakış Açısıyla İlgili Bir Deneme," Köprü, sayfa: 63,
Kış 1995.
BAŞARIYA GÖTÜREN PRENSİPLER
Bilseniz ki, gayret ne kadar kıymettardır, bir dakika boş durmazdınız.
Yaptığın işi bütün mevcudiyetinle, hayatın ve mevcudiyetin ona bağlı
imiş gibi yap.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996. |