Yanlış Tanıtılmaya Çalışılan
Bir Dahi: Bediüzzaman Said Nursi
III-Sosyal
ve Siyasi Hayata Ait İslamın Yüce Düsturlarını İzah Etmiştir
Bedîüzzaman, sadece nazariyat insanı değil, aynı zamanda üç devir görmüş
yani mutlâkıyet, meşrutiyet ve cumhuriyeti yaşamış bir tatbikat adamıdır.
Kendi şahsî ubûdiyetini asla ihmâl etmediği gibi, başta Osmanlı Devleti
ve daha sonra da Türkiye olmak üzere, bütün âlem-i İslamda ve hatta tüm
dünyada meydana gelen siyasî ve sosyal hâdiseleri de islamın ulvî düsturlarına
göre değerlendiren ve tesbitini islama göre yapan nâdide bir dava adamıdır.
Zaman, hep onu haklı çıkarmış ve aksi fikirde olanları utandırmıştır. Şimdi
tesbitlerinden bir iki misal verelim:
Onuncu
Söz
Haşir Risalesidir. (Devam)
Altşuurun
İkna Edilmesi
Mutlaka başarmak istediğimiz hedefimizin gerçekleşmesine giden yolda
son olarak dikkat etmemiz gereken husus “alt şuurumuzun” Hedef hakkında
ikna edilmesidir.
Bağbozumu
Ilık bir Eylül günü, ikindi vakti bizim bahçeye uğradı güz. Bal sarısı,
kükürt rengi, kül rengi, taprak rengi, kahverengi, tuğla kızılı yapraklara
sardı toprağı. Sarı, solgun bir gölge vurmuş gibiydi bahçeye.
İmanın
penceresinden bakmak
Beraberinde Allah (cc.)’a kayıtsız şartsız tevekkülü getiren halis
bir iman, gelip geçici bir imtihan yurdu olan dünya hayatında Rahman olan
Allah’ın müminlere verebileceği en büyük nimettir. Çünkü iman, Allah’ın
kendi katından hidâyet verdiği insan için, sadece zahirde kalmaz; aksine
ruhta derin olarak hissedilen mânevîyatla hayatın her safhasında sayısız
güzelliği getiren bir hayat biçimi halini alır. Böylece dini tanımadan
ve öğrenmeden önce karanlık olan dünya, imanın nuru ile aydınlanır, sıkıntıların
hâkim olduğu vicdân rahatlar ve kişi Cenâb-ı Allah’a teslimiyetin ferahlığını
yaşamaya başlar.
|
Mâdem küfürde ve şirkte nihayetsiz
müşkülât ve ıztırâbât var; elbette o yol muhâldir, hakikati yoktur. Mâdem
Tevhidde, mevcudâtın yaratılışındaki sühûlete ve kesrete ve hüsn-ü sanatına
muvâfık olarak nihayetsiz sühûlet ve kolaylık var; elbette o yol vâciptir,
hakîkattir.
Bediüzzaman Said Nursî
Bediüzzaman Said Nursî, "Otuz
Üçüncü Söz", Sözler, sayfa:604, Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1993.
Dost FM'den derlenen
Talha Bora Öge tarafından okunan Bir Gencin Feryadı isimli şiiri yukarıdaki
"bugünkü sohbet"
imgesine tıklayarak dinleyebilirsiniz. Diğer sohbetlerimiz ve yardım için
anasayfa-yardım imgesine tıklayınız.
7.1-7.10
Ey göklerin ve yerin bütün orduları Onun taht-ı emrinde olan, bütün
envâ-ı mevcudatı birer muntazam ordu halinde icad ve istihdam eden, her
bahar yüz binler zîhayat ordularını ayrı ayrı erzakları ve libasları ve
silahları ve talimatlarıyla haşredip yeryüzüne gönderen ve dilediği kullarına
görünen ve görünmeyen ordularıyla meded veren Hâlık-ı Arz ve Semâvât,
Ey havl ve kuvvetine istinadda her esaretten halâs müjdesi bulunan
ve Ona abd ve asker olanları nefis ve şeytanın ve hevâ ve hevesin esâret
ve tahakkümünden kurtarmakla bir abd-i aziz eden Sultan-ı Zülcelâl,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992
Risale-i Nur'un evrensel davetinin belli bir coğrafyanın ve belli bir
tarih diliminin inhisarından azâde olduğunun Risâle-i Nur adına ifadesi
gerekmektedir. Ki, doğru olan, Risâle-i Nur'da öngörülen tavır budur.
Metin Karabaşoğlu, "Kim kime muhtaç?
Aydınlar mı Risale-i Nura, Risale-i Nur mu aydınlara?, Köprü, sayfa: 15-17,
Kış 1995.
BAŞARIYA GÖTÜREN PRENSİPLER
Tuğlaları üst üste koymak tekrar değil, te'sistir.
İnsan kalben ne düşünürse, kendisi odur.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996. |