ezgiyi çalSohbet Ana SayfasıReal Player'i YükleBugünkü DuaCevsen Ana SayfasıReal Player'i Yükle
Nur Mektubu 
10 Mayıs 1998 Pazar  Günlük mektubunuz  
Belgeler Konuşuyor 

Yanlış Tanıtılmaya Çalışılan Bir Dahi: Bediüzzaman Said Nursi 

III-Sosyal ve Siyasi Hayata Ait İslamın Yüce Düsturlarını İzah Etmiştir

    Bedîüzzaman, sadece nazariyat insanı değil, aynı zamanda üç devir görmüş yani mutlâkıyet, meşrutiyet ve cumhuriyeti yaşamış bir tatbikat adamıdır. Kendi şahsî ubûdiyetini asla ihmâl etmediği gibi, başta Osmanlı Devleti ve daha sonra da Türkiye olmak üzere, bütün âlem-i İslamda ve hatta tüm dünyada meydana gelen siyasî ve sosyal hâdiseleri de islamın ulvî düsturlarına göre değerlendiren ve tesbitini islama göre yapan nâdide bir dava adamıdır. Zaman, hep onu haklı çıkarmış ve aksi fikirde olanları utandırmıştır. Şimdi tesbitlerinden bir iki misal verelim:
Sözler 

Onuncu Söz 

     Haşir Risalesidir. (Devam) 
 Pencere 
 
Altşuurun İkna Edilmesi 
 
    Mutlaka başarmak istediğimiz hedefimizin gerçekleşmesine giden yolda son olarak dikkat etmemiz gereken husus “alt şuurumuzun” Hedef hakkında ikna edilmesidir.
Kelimeler, Senai Demirci 

Bağbozumu 
 

    Ilık bir Eylül günü, ikindi vakti bizim bahçeye uğradı güz. Bal sarısı, kükürt rengi, kül rengi, taprak rengi, kahverengi, tuğla kızılı yapraklara sardı toprağı. Sarı, solgun bir gölge vurmuş gibiydi bahçeye.
Akıncı 
 

İmanın penceresinden bakmak 

    Beraberinde Allah (cc.)’a kayıtsız şartsız tevekkülü getiren halis bir iman, gelip geçici bir imtihan yurdu olan dünya hayatında Rahman olan Allah’ın müminlere verebileceği en büyük nimettir. Çünkü iman, Allah’ın kendi katından hidâyet verdiği insan için, sadece zahirde kalmaz; aksine ruhta derin olarak hissedilen mânevîyatla hayatın her safhasında sayısız güzelliği getiren bir hayat biçimi halini alır. Böylece dini tanımadan ve öğrenmeden önce karanlık olan dünya, imanın nuru ile aydınlanır, sıkıntıların hâkim olduğu vicdân rahatlar ve kişi Cenâb-ı Allah’a teslimiyetin ferahlığını yaşamaya başlar.
 Nurdan Bir Damla    Mâdem küfürde ve şirkte nihayetsiz müşkülât ve ıztırâbât var; elbette o yol muhâldir, hakikati yoktur. Mâdem Tevhidde, mevcudâtın yaratılışındaki sühûlete ve kesrete ve hüsn-ü sanatına muvâfık olarak nihayetsiz sühûlet ve kolaylık var; elbette o yol vâciptir, hakîkattir.
Bediüzzaman Said Nursî
 
Bediüzzaman Said Nursî, "Otuz Üçüncü Söz", Sözler, sayfa:604, Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1993.
 
 

Dost FM'den derlenen Talha Bora Öge tarafından okunan Bir Gencin Feryadı isimli şiiri yukarıdaki "bugünkü sohbet" imgesine tıklayarak dinleyebilirsiniz. Diğer sohbetlerimiz ve yardım için anasayfa-yardım imgesine tıklayınız. 

 

7.1-7.10 
 
Yâ Bâise's-serayâ 
Ey göklerin ve yerin bütün orduları Onun taht-ı emrinde olan, bütün envâ-ı mevcudatı birer muntazam ordu halinde icad ve istihdam eden, her bahar yüz binler zîhayat ordularını ayrı ayrı erzakları ve libasları ve silahları ve talimatlarıyla haşredip yeryüzüne gönderen ve dilediği kullarına görünen ve görünmeyen ordularıyla meded veren Hâlık-ı Arz ve Semâvât, 

Yâ Mutlika'l-üsâra 
Ey havl ve kuvvetine istinadda her esaretten halâs müjdesi bulunan ve Ona abd ve asker olanları nefis ve şeytanın ve hevâ ve hevesin esâret ve tahakkümünden kurtarmakla bir abd-i aziz eden Sultan-ı Zülcelâl, 

 Sübhaneke ya lailâhe illa Entel Emanül Eman hallisna minen nar 
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et. 

Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992   

 
Bediüzzaman ve Risale-i Nur hakkında Ne Dediler 

Risale-i Nur'un evrensel davetinin  belli bir coğrafyanın ve belli bir tarih diliminin inhisarından azâde olduğunun Risâle-i Nur adına ifadesi gerekmektedir. Ki, doğru olan, Risâle-i Nur'da öngörülen tavır budur. 

Metin Karabaşoğlu,  "Kim kime muhtaç? Aydınlar mı Risale-i Nura, Risale-i Nur mu aydınlara?, Köprü, sayfa: 15-17,  Kış 1995. 

Nefis Muhasebesi, Zübeyir Gündüzalp  

BAŞARIYA GÖTÜREN PRENSİPLER 

Tuğlaları üst üste koymak tekrar değil, te'sistir.

İnsan kalben ne düşünürse, kendisi odur.

Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996.