İslam
Tarihinden Bazı Örnekler
Müslüman milletlerin tarihleri incelendiğinde, Müslümanların tabiatla
ve tabiattaki canlılarla uyum içinde yaşadıkları görülür. Bunun en canlı
şahitleri ise Müslüman ülkeleri ziyaret eden Batılı seyyahlardır.
Sekizinci
Söz
İnsanın ve dünyanın mahiyetini izah eder.
Zevkçilik
ve Oruç
Zevkçi olan birisi zevklerin en yükseğine ulaşmayı kendine hedef edindiğinden,
onun için hayatın gayesi zevktir. Dolayısıyle zevki uğrunda başkalarının
hakkına tecavüz etmeyi göze alarak herşeyi yapar. “Ben tok olsam, başkası
açlıktan ölse bana ne.” 1 der . Böyle insanlar çalışmayı da
sevmezler. Kazanmak için ter dökmek istemezler .
_____
Cemil Pınar______
Huzur-u
daimî nasıl kazanılır?
Büyük mutasavvıf ve vahdet-i vücud mesleğinin güneşi olan Muhyiddin-i
Arabî Hazretleri, kelâm ilminin kutuplarından olan Fahreddin-i Râzî’ye
bir mektup yazar. Muhyiddin-i Arabî genç ve heyecanlı bir kişi. O sıralarda
ömrünün baharını yaşıyor. Fahreddin-i Râzî ise kemal yaşlarında ve her
geçen gün kabre yaklaşıyor. Mektubunda, “Allah’ı bilmek varlığını bilmenin
gayrıdır” der genç mutasavvıf. Bedîüzzaman Hazretleri Barla’da iken kendisine
sual ederler. “Bu ifâdenin maksadı nedir?” derler, “Niçin Muhyiddin-i Arabî
böyle diyor?”
Cesaretin
menbaı
Bediüzzaman Hazretleri, “Her hakiki hasenat gibi cesaretin dahi menbaı
îmandır, ubûdiyettir”(1) der. Evet, îman her türlü güzel hasleti, iyi huyları,
faziletleri meyve veren bir tuba-i Cennettir. Cesaret de îmanın meyvesidir.
Yine Bediüzzaman Hazretlerinin belirttiğine göre, “Îman hem nurdur, hem
kuvvettir. Evet, hakiki imanı elde eden adam kâinata meydan okuyabilir.
İmanının kuvvetine göre hadisâtın tazyikatından kurtulabilir. ‘Tevekkeltü
alellah’ der, sefine-i hayatta [hayat gemisinde] kemal-i emniyetle hadisâtın
dağlarvârî dalgaları içinde seyran eder.”(2)
|
|
ÖZÜR
25 Mayıs 1998 tarihli
Nur Mektubu bir miktar geç yayınlanmıştır. Okuyucularımızdan özür dileriz.
Nur Mektubu
|
Mâdem küfürde ve şirkte nihayetsiz
müşkülât ve ıztırâbât var; elbette o yol muhâldir, hakikati yoktur. Mâdem
Tevhidde, mevcudâtın yaratılışındaki sühûlete ve kesrete ve hüsn-ü sanatına
muvâfık olarak nihayetsiz sühûlet ve kolaylık var; elbette o yol vâciptir,
hakîkattir.
Bediüzzaman Said Nursî
Bediüzzaman Said Nursî, "Otuz
Üçüncü Söz", Sözler, sayfa:604, Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1993.
Dost FM'den derlenen
Hakkı Yılmaz'ın Aşk-ı beka isimli programını yukarıdaki "bugünkü
sohbet" imgesine tıklayarak dinleyebilirsiniz. Yardım imgesine tıklayarak
ses dosyalarımız hakkındaki açıklamaları okuyabilirsiniz.
6.1-6.10
Ey zerrattan yıldızlara kadar herşey kudret-i ezeliyesinin emirlerine
nihâyet derecede mutî ve musahhar bulunan Zât-ı Kadîr-i Mutlak,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.
Ümit Şimşek, Risale-i Nur Işığında
Cevşen Meali, Zafer Yayınları, İstanbul, 1992
İmân
kuvvetiyle kâinata meydan okuyan söz ve fikir sultanı Bediüzzaman Said
Nursî Hazretleri dünya konforundan uzak Emirdağındaki mütevazi odasında
Kur'ân-ı Kerim'i okurken...
BAŞARIYA GÖTÜREN PRENSİPLER
Düşünmek, muhakeme ve muhasebe etmekle üzülmek, birbirinden farklı olan
hallerdir.
Düşünmek demek, meselenin neden ibaret olduğunu tesbit ettikten sonra
lâzım gelen tedbirleri sükûnetle almak demektir.
Dehâ dikkati değil, dikkat dehâyı verir.
Zübeyir Gündüzalp, Nefis Muhasebesi,
Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996. |