Editorden Medresetüzzehra

Medresetüzzehra; Üstad Bediüzzaman hazretlerinin daha gençlik yıllarında yaşadığı toplumun sorunları için teklif ettiği çözümün kısa adıdır. Osmanlının son zamanlarındaki eğitimin içinde bulunduğu zor durumu müşahede eden Bediüzzaman, hem eğitimi ihya edecek hem de dolayısı ile ülkeyi içinde bulunduğu bilim-din  ikileminden kurtaracak bir sistem geliştirmişti. "Tahkiki îman" ekseninde gelişip çağın teknolojisiyle zenginleşecek insanlar ancak ülkenin istikbali olabilirdi. Bunun da yolu eğitimden geçerdi. Bu maksatla bir eğitim projesi geliştirdi. Buna göre Doğu ve Güneydoğu öncelikli olarak tüm vatan sathı Medrezetühzehra"  adını verdiği eğitim kurumlarıyla donatılacak, din ve fen dersleri bir biri içinde, bir bütün halinde okutulacaktı. "Vicdanın ziyası, ulûm-u dîniyedir, aklın nuru fünûn-u medeniyedir. İkisinin
imtizacıyla hakikat tecelli eder. İftirak ettikleri vakit birincisinde taassub, ikincisinde hile, şüphe tevellüd
eder." diyordu. Bediüzzaman bu amaçla gittiği İstanbul'da ümit ettiği alakayı bulamadı. Gerçi daha sonra kendisine bu amaçla bir miktar para tahsis edilmişse de zamanın şartları ona bu projesini hayata geçirme fırsatını vermemiştir.

Evet, yıllar geçer. Zamanın iktidarının daha değişik amaçlar ile kurduğu İmam-Hatip Liseleri halkın teveccühüne mazhar olur. Bir biri peşi sıra tüm ülkede açılan bu okullar bir anlamda Bediüzzaman'ın ifade ettiği din ile fen ilimlerini beraber okutma vazifesini üstlenir. Bu okullardan mezun olanlar akabinde devam ettikleri çeşitli üniversiteler ile; hem çağın bilgi ve teknolojisi ile mücehhez hem de İslamî ilimler ile münevver birer insan olarak ülkeye hizmet ettiler, inşallah ilerde de edeceklerdir.

İmam Hatip Liselerinin arzu edilen ideal insanlar yetiştirmede eksiklerinin olduğu da bir gerçektir. Bu okulların müfredat programlarının inkişaf ettirileceği yerde orta kısımlarının kapatılma yönüne gidilmesi ise son derece üzüntü vericidir. Bu konuda değerli araştımacı İsmail Yakup'un Risale-i Nur ekseninde mevzuyu ele alan bir makalesini daha önce de yayınlamıştık. Konunun önemine binaen bu makaleyi bir kere daha yayınlıyoruz.

Bu arada; Risale-i Nur eksenindeki yazı dizisi çalışmalarımız devam ediyor. Kendilerine teklif götürdüğümüz pek çok araştırmacı yazarlarımız yazı hazırlıklarına başladılar. Kendilerine sizin adınıza teşekkürü borç biliyoruz.  Bir kere daha Risâle-i Nur ve Bediüzzaman ile alakalı her türlü Türkçe ve İngilizce çalışmalarınızı beklediğimizi hatırlatmak isteriz. Sizlerden gelecek bu çalışmalar sayfalarımızın daha da zenginleşmesini sağlayacaktır.

Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sizlerin önce duâlarınızı sonra da

editor@nur.org

adresine tenkit ve tavsiyelerinizi içeren e-postalarınızı bekliyoruz.

Bir sonraki Editör'den köşesinde buluşmak üzere Allah'a emânet olunuz.

Vesselam...