Meyve
Risalesinden Birinci Mes'ele
(...)
âyetinin
ihbarı ve sırrıyla Yusuf Aleyhisselâm mahpusların pîridir. Ve hapishane
bir nevi Medrese-i Yusufiye olur. Madem Risale-i Nur şakirdleri, iki defadır
çoklukla bu medreseye giriyorlar; elbette Risale-i Nur'un hapse temas ve isbat
ettiği bir kısım mes'elelerinin kısacık hülâsalarını, bu terbiye için
açılan dershanede okumak ve okutmakla tam terbiye almak lâzım geliyor. İşte
o hülâsalardan beş-altı tanesini beyan ediyoruz.
Birincisi
Dördüncü
Söz'de izahı bulunan, her gün yirmidört saat sermaye-i hayatı Hâlıkımız
bize ihsan ediyor. Tâ ki, iki hayatımıza lâzım şeyler o sermaye ile alınsın.
Biz kısacık hayat-ı dünyeviyeye yirmiüç saatı sarfedip, beş farz namaza
kâfi gelen bir saati, pek çok uzun olan hayat-ı uhreviyemize sarfetmezsek; ne
kadar hilaf-ı akıl bir hata ve o hatanın cezası olarak hem kalbî, hem ruhî
sıkıntıları çekmek ve o sıkıntılar yüzünden ahlâkını bozmak ve
me'yusane hayatını geçirmek sebebiyle, değil terbiye almak, belki terbiyenin
aksine gitmekle ne derece hasaret ederiz, kıyas edilsin. Eğer, bir saati beş
farz namaza sarfetsek; o halde hapis ve musibet müddetinin herbir saati, bazan
bir gün ibadet ve fâni bir saati bâki saatler hükmüne geçebilmesi ve kalbî
ve ruhî me'yusiyet ve sıkıntıların kısmen zeval bulması ve hapse
sebebiyet veren hatalara keffareten afvettirmesi ve hapsin hikmeti olan
terbiyeyi alması ne derece kârlı bir imtihan, bir ders ve musibet arkadaşlarıyla
tesellidarane bir hoş-sohbet olduğu düşünülsün.
Dördüncü
Söz'de denildiği gibi, bin lira ikramiye kazancı için, bin adam iştirak
etmiş bir piyango kumarına yirmidört lirasından beş-on lirayı veren ve
yirmidörtten birisini ebedî bir mücevherat hazinesinin biletine vermeyen;
halbuki dünyevî piyangoda o bin lirayı kazanmak ihtimali binden birdir, çünki
bin hissedar daha var. Ve uhrevî mukadderat-ı beşer piyangosunda, hüsn-ü hâtimeye
mazhar ehl-i iman için kazanç ihtimali binden dokuzyüz doksandokuz olduğuna
yüzyirmidört bin enbiyanın ona dair ihbarını keşf ile tasdik eden
evliyadan ve asfiyadan hadd ü hesaba gelmez sadık muhbirler haber verdikleri
halde, evvelki piyangoya koşmak, ikincisinden kaçmak ne derece maslahata
muhalif düşer mukayese edilsin.
Bu
mes'elede hapishane müdürleri ve ser-gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri
ve asayiş muhafızları Risale-i Nur'un bu dersinden memnun olmaları gerektir.
Çünki bin mütedeyyin ve Cehennem hapsini her vakit tahattur eden adamların
idare ve inzibatı, on namazsız ve itikadsız, yalnız dünyevî hapsi düşünen
ve haram-helâl bilmeyen ve kısmen serseriliğe alışan adamlardan daha kolay
olduğu, çok tecrübelerle görülmüş.
Bediüzzaman
Said Nursi, Şualar, Sayfa: 193-194