(Hulusi Bey'e hitabdır)

    Aziz Kardeşim!

    Evvelâ: Mektubun bana tesir etti. Fakat hakikatı düşündüm, o teessür gitti.
    İşte hakikat şudur ki: Mabeynimizdeki münasebet ve uhuvvet inşâallah hâlis
    ve lillah için olduğundan, zaman ve mekânla mukayyed olmaz. Bir şehir, bir
    vilayet, bir memleket, belki küre-i arz, belki dünya, belki âlem-i vücud iki
    hakikî dost için bir meclis hükmündedir. Böyle dostluk ve kardeşliğin firakı
    yok, hep visaldir. Fâni, mecazî, dünyevî dostluklar sahibleri firakı
    düşünsün, bize ne?

    Mezhebimizde (mesleğimizde) firak yok. Sen nerede bulunsan, şu kardeşin ile
    ellerinizdeki Sözler vasıtasıyla sohbet edebilirsin. Ben de istediğim zaman,
    seni yanımda dergâh-ı İlahîye beraber el açıp niyaz etmek suretinde
    görebilirim. Eğer kader sizi başka bir yere
    gönderse, (...) hükmünce kemal-i rıza ile teslim ol.

    Hem senin gibi, inşâallah kalbi selim, aklı müstakim, hakikî iman dersini
    veren zâtlara başka yerler daha ziyade muhtaçtır. Eğirdir'de lillahilhamd
    imana çok hizmet ettin. Eğirdir'den ziyade başka yerler belki daha
    muhtaçtır.

    Sâniyen: Sorduğun birinci suale senin kalbini tevkil ediyorum. Nasıl fetva
    verirse, ben de öyle razıyım. Meratib-i dünya, nokta-i nazarımda pek
    ehemmiyetsiz olmakla beraber, senin gibi mertebesini hizmet-i Kur'an'a medar
    edenler için, minnet altına ve zillete girmemek şartıyla hoş görüyorum.
    İkinci sualin ise, peder ve vâlidenin arzuları pek mühimdir. Kur'an-ı Hakîm
    bir âyet-i kerimede, beş tarzda onlara karşı şefkat ve hürmete emreder. Eğer
    sühuletle arzuları yerine gelmek kabilse yaparsınız.

    Sâlisen: Aziz kardeşlerim, bahar ve yazın meşgaleleri, hem gecelerin
    kısalması, hem şuhur-u selâsenin gitmesi ve ekser kardeşlerimin bir derece
    hisse alması ve daha sair bazı esbabın bulunması elbette bir derece neş'eli
    kış dersine fütur verir. Fakat onlardan gelen fütur, size fütur vermesin.
    Çünki o dersler, ulûm-u imaniyeden olduğu için, bir insan yalnız kendi
    nefsine dinlettirse yeter. Bahusus siz daima bir-iki hakikî kardeşi de
    bulursunuz.

    Hem o dersi dinleyenler yalnız insanlar değil. Cenab-ı Hakk'ın zîşuur çok
    mahlukatı vardır ki, hakaik-i imaniyenin istimaından çok zevk alırlar. Sizin
    o kısım arkadaşınız ve müstemi'leriniz çoktur. Hem mütefekkirane, o çeşit
    sohbet-i imaniye, zemin yüzünün bir manevî zîneti ve medar-ı şerefi olduğuna
    işareten biri demiş:

    (...)

    Yani: Semavat zemine gıbta eder ki; zeminde hâlisen-lillah sohbet ve zikir
    ve tefekkür için, bir-iki adam, bir-iki nefes, yani bir-iki dakika beraber
    otururlar; kendi Sâni'-i Zülcelalinin çok güzel âsâr-ı rahmetini ve çok
    hikmetli ve süslü eser-i san'atını birbirine göstererek Sâni'lerini sevip
    sevdirirler, düşünüp düşündürürler.

    Hem de ilim iki kısımdır: Bir nevi ilim var ki, bir defa bilinse ve bir-iki
    defa düşünülse kâfi gelir. Diğer bir kısmı, ekmek gibi,su gibi her vakit
    insan onu düşünmeye muhtaç olur. Bir defa anladım, yeter diyemez. İşte
    ulûm-u imaniye bu kısımdandır. Elinizdeki Sözler ekseriyet itibariyle
    inşâallah o cümledendir.

    Bütün kardeşlerimize birer birer selâm ediyorum. Zannederim müfarakat
    ihtimalinden, ikimizden ziyade Hakkı Efendi kardeşimiz daha ziyade sevab
    kazanmak emaresi olarak, daha ziyade müteessirdir. Fakat Cenab-ı Hak
    hakkımızda çok emarelerle inayet ve rahmetini gösterdiğinden, surî
    iftirakımız vuku' bulsa, bir eser-i inayet ve rahmet olduğunu telakki
    etmeliyiz.

    Râbian: Sizin gibi hakikata yetişmiş ve hakikattaki hakikî teselli ve
    esaslı sevinci bulmuş zâtlara, envâr-ı imaniyenin ve esrar-ı Kur'aniyenin
    neşirlerine karşı ehl-i dalaletin ve şeytanların desaisle tehacümünden
    neş'et eden müşkilât ve gam ve kedere karşı sabır ve metanet et ve hüzün ve
    merak etme demeye ihtiyaç hissetmem.

    Hem her vakit beklediğim, ehl-i zındıkanın bana hücumu gayretli talebem,
    cesaretli biraderzadem olan uhrevî kardeşimden başlaması muhtemel olmakla
    beraber, hıfz-ı Kur'anî her müşkilâta galib ve lezzet-i hizmet-i imaniye her
    kederi unutturur itikadında olduğumdan, seni teşci' ve teşvike lüzum görmem.
    Râkım-ul huruf Hâfız Hâlid sana selâm eder, duanı ister.

    El Bâki Hüvel Bâki
    Âhiret Kardeşiniz
    SAİD NURSİ


    Nur Web Sayfaları