Ey kudret ve rahmetiyle belaları kaldıran Hafîz-i Kadîr,
Ey bütün zihayatların bütün metâlibi ve nev-i beşerin ebede uzanıp
giden arzuları ve emelleri Ona arz olunan ve Ondan cevap bulan Rahmân-ı
Zülcemâl,
Ey atâsına nihâyet bulunmayan Rahîm-i Zülkemâl,
Ey rahmetinin kerîmâne, lâtîfâne, cemîlâne hediyeleri kainatı dolduran
Kerîm-i Pürnevâl,
Ey rızık isteyen bütün mahlûkat tâifelerini rahîmâne rızıklandıran
Hâlık-ı Kerîm,
Ey umum zîhayatın ibham ünvanı altında bir kanun-u taayyüne bağlı olan
ecellerini vakti vaktine kazâ eden Kadîr-i Hakîm,
Ey her dertlinin ahını ve her mazlumun şekvasını işiten ve dinleyen
Mücîb-i Rahîm,
Ey göklerin ve yerin bütün orduları Onun taht-ı emrinde olan, bütün
envâ-ı mevcudatı birer muntazam ordu halinde icad ve istihdam eden, her
bahar yüz binler zîhayat ordularını ayrı ayrı erzakları ve libasları ve
silahları ve talimatlarıyla haşredip yeryüzüne gönderen ve dilediği kullarına
görünen ve görünmeyen ordularıyla meded veren Hâlık-ı Arz ve Semâvât,
Ey havl ve kuvvetine istinadda her esaretten halâs müjdesi bulunan
ve Ona abd ve asker olanları nefis ve şeytanın ve hevâ ve hevesin esâret
ve tahakkümünden kurtarmakla bir abd-i aziz eden Sultan-ı Zülcelâl,
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok
ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden
halâs et.