MERHAMET (1)
İnsanlara merhamet etmeyen kimseye, Allah merhamet etmez.
Rıfk ve merhametten mahrum olan kimse, bütün hayırlardan, iyiliklerden mahrum olabilir ve olur.
Şefkatten daha hayırlı bir şey yoktur.
Başkalarını sık sık affedin, fakat kendinizi ve nefsinizi asla.
Ölürse iman ve ahlâkıyla, Allah'a ibadet ve takvasıyla din kardeşlerine olan şefkat, hürmet ve sevgisiyle yer beğensin. Kalırsa el beğensin.
Rıfk mülâyemet, nezaketle muamele. Bunun zıddı huşûnet, sertliktir. Rıfktan mahrum olan, hayırlardan mahrum bulunur.
Mü'mine eziyet haramdır.
Lütf, güzellikle, tevazu ve mahviyetle, gönül alarak yapılan muameledir. Temiz kalplilik ve yüksek insanlık hislerinin eseridir.
Bağışlamak, affetmek ve müsamaha göstermek, başkalarının hatalarından ziyade kendi hatalarını aramak, bulmak ve kurtulmaya çalışmak, olgunluğun, kâmilliğin şiârıdır. Peygamber ahlâkıyla ahlâklanmaktır.
Allah yumuşak huylu, din kardeşlerine şefkat ve merhamet eden kulu sever.
Yerde olanlara merhamet ediniz ki, size de gökte olanlar merhamet etsin.
İslam dini, hamiyet hissinin kaynağıdır. Her müslüman, iman ve İslâmiyeti, namus ve haysiyetini hizbü'l-Kur'ân müntesiplerini, birbirlerini dinsizlere karşı korumak, müdafaa etmek, ihtimam göstermekle mükelleftir.
İnsaf dinin yarısıdır.
Mağrib tarafındaki tövbe kapısı, halk için kıyamete kadar açıktır.
Mesâi arkadaşlarına hürmet ve sevgi beslemeyenler dava ve idare adamı olamazlar. Sevgi, şefkat, müsamaha, hürmet, müdebbir ve muvaffkiyetlere namzet bir dava adamının mümtaz hasletleridir.
Hiç bir şey ilim ve hilimden daha efdal olarak toplanmış değildir.
Cemaatin bütün düzen ve ahengi, cemaat fertlerinin yekdiğerine şefkat, merhamet, sevgi, hürmetkâr münasebetiyle mümkündür.
Merhamet tohumunu eken, muhakkak huzur ve saadet meyvesini elde eder.
Allah'ın rızasını kazanmak, aziz ve muhterem olmak istersen, din hizmetinde
devamlı muvaffak olmanın sırrını ara; hizmet arkadaşlarının hürmete şayan
olduklarını bil ve hürmet et. Onlara şefkat, müsamaha, muhabbet ve merhamet
et.
Allah merhamet edenlere merhamet eder. Sen de merhamet et ki; Allah'ın
merhametine nail olasın.
Sulh, cenkten daha iyidir.
Dava arkadaşlarınla ve ehl-i imanla bir iş göreceğin zaman tatlılıkla, mülâyemetle, mahviyet ve tevazu ile muamele et. Bu güzel ahlâklara riayetle hâsıl olacak bir hizmette, sertlik, şiddet, hiddet, inatçılık göstermek mânasız, hatta ahmaklık olur.
İslam düşmanları karşısında çarpışan yiğitlere şefkat, muhabbet ve hürmet et. Tâ ki, Kur'ân ve iman hizmeti yolunda başını koyarlarken, senden zorluk çekmesinler. Hizmet-i iman meydanına yeni girenlerin veya fıtrî hususiyet taşıyanların iplerini uzat. Onları pek sıkma, kabiliyetlerine göre, kaldırabileceği bir hizmet göster. Herkesin mizacı bir olmaz. Bu dirayet ve feraseti, müsamaha ve şefkati göstermezsen, onun ipini koparmış, bir adam kaybetmiş olursun. Bu acemilik, bu hamlık ve idaresizliği yapmamak için sık sık kendinle konuş, idare ve müsamaha icaplarını zaman zaman oku ve kendine ihtar et.
Babam beni, "Oğlum" diye kucakladığı zaman, kendimi taçlı bir padişah
sanırdım.
Din kardeşlerine elinden geldiği kadar merhamet et ki, Allah da sana
merhamet etsin.
Bir kitapta, "Kerem, iyilik, merhamet, ihsan büyüklerin âdetidir" diye
okumuştum. Hayır, yanlış söyledim, peygamberlerin âdetidir.
Âciz kimsenin beline kuvvetli yumruğunu vurma. Olur ki, bir gün onun
ayağına düşersin.
Zübeyir Gündüzalp, "Nefis Muhasebesi",
sayfa:35-48, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996.