.

BAŞARIYA GÖTÜREN PRENSİPLER (1)

Az yemeye dikkat! Dolu mide dikkati ref' eder, kaldırır. Tefekkür, şükür hisleri kalkar. İnsanı kasavet bağlar.

Daima azimli olmak. Himmeti dağıtmamak. Herşeyini bugün bilmek.

Bilseniz ki, gayret ne kadar kıymettardır, bir dakika boş durmazdınız.

Yaptığın işi bütün mevcudiyetinle, hayatın ve mevcudiyetin ona bağlı imiş gibi yap.

Her an muvaffak ve muzaffer olacağım cehdi içinde olmalısın. Bir işi bititrmeden başka bir işe el atmamalısın.

Bir yerde devamlı kalmak gaflet verir.

Aklını çalıştırarak oku.

Yüksek yerlerin hafıza üzerindeki tesiri büyüktür.

Ezberlemek hafizayi açar.

Yatarken imanî bahisleri oku.

Bütün tehlike okuyamamaktan çıkıyor.

Okuyamamaktan kork.

Harfi harfine kitabî ol.

Tenkit için okur, istifade edemez. Başkası için okur, istifade edemez. Kendi nefsi için okur, istifade eder.

Hizmet için değil, nefsimi ıslah için okumalıyım.

180 değil, 1080 defa okunsa yine az.

En mühim iki şey: okumak, uhuvvet (kardeşlik) ve ihlas, yani samimiyet dairesinde hizmet.

İstidatları inkişaf ettirmek için çok okumak.

Daima okumak.

Dem ve damarlarımıza karışacak derecede okumak.

Az da olsa devamlı okumak.

Okumak, yazmak, dinlemek, susmak.

Satır satır, kelime kelime okumak.

Hizmet hizmet derken şahsî dersini unutanın hizmeti muvakkat olur.

Şimdi oku, kabirde okuyamassın.

Hususî okumanı terk etme.

Büyük zatların sözünde bazen yetmiş mânâ bulunur.

Herşey, her mesele okumakla halledilir. Zira eserlerde hepsi var. Fakat insan görmüyor.

Oku, oku, her gün oku. Okudukça oku ki, ruhun nur-u İlahî ile parlasın. Kalbin nur-u Kur'anla temizlensin. Aklın nur-u İslamla işlesin ve yükselsin.

Kalemen, amelen, lisanen çalış.

Gençlikte insan ne ile meşgul olursa, istidatları onda inkişaf eder.

İnsanın kırk yaşına kadar istidatları ve kabiliyetleri onda inkişaf eder.

Günlük ictimaî hadiselerle meşguliyet, kabiliyetlerin inkişafına mânidir. Bu noktaya dikkat lâzımdır. Zira bu gün buna "genel kültür" ism-i herzesi takılmış.

Kabiliyetleri inkişaf ettirebilmek için herşeyden evvel meşru ve sebatkâr bir şekilde çalışmayı bilmek lâzımdır.

Mesleğimiz meşakkattır.

Tuğlaları üst üste koymak tekrar değil, te'sistir.

İnsan kalben ne düşünürse, kendisi odur.

Bir mücadelede mağlup düşmek, bir ahd ve gayrette muvaffakiyetsizliğe uğramak, mücahede ve gayretin icabatındandır. Gayeye erişmek ve yükselmek isteyenlerin "beklemeye mecbur oldukları" faydalı  bir imtihandır.

Zihinleri müsbet düşüncelerle dolu iken, insanların hakikî halinin kuvvetinin yüzde elliye yakın bir nisbette ziyadeleştiği, tecrübelerle sabittir. Maneviyatı kırık kimselerin de normal kuvvetlerinin üçte birinden aşağı bir derecede kuvvetsiz bulundukları görülmüştür.

Senin ne bedeninde, ne zihninde hiç bir arıza yok. Seni yıldıran, karşılaştığın haller değil, o haller karşısında düşündüklerindir. O haller başına gelmeden onların merakını çekmek akılsızlıktır.

Meseleyi düşünmeli, fakat üzülüp gam ve keder içinde kalmamalı.

Düşünmek, muhakeme ve muhasebe etmekle üzülmek, birbirinden farklı olan hallerdir.

Düşünmek demek, meselenin neden ibaret olduğunu tesbit ettikten sonra lâzım gelen tedbirleri sükûnetle almak demektir.

Dehâ dikkati değil, dikkat dehâyı verir.
 

Zübeyir  Gündüzalp, "Nefis Muhasebesi", Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1996.


 
BAŞARIYA GÖTÜREN PRENSİPLER (1)
BAŞARIYA GÖTÜREN PRENSİPLER (2)
BAŞARIYA GÖTÜREN PRENSİPLER (3)
 
Nur Web Sayfaları